2025 Yılının En İyi Film Oscar’ını Kaçıran 5 Yapım
Oscar Ödülleri’nde Gözden Kaçırılan Filmler
Hollywood’un en büyük ödül törenlerinden biri olan Akademi Ödülleri’ne yaklaşırken, bu yıl birçok başarılı yapımın aday gösterilmesi sevindirici olsa da, bazı filmlerin gözden kaçması üzüntü verici. Özellikle “Marty Supreme”, “One Battle After Another” ve “Sinners” gibi gişe başarıları elde etmiş filmlerin yanı sıra, hak ettikleri değeri görmeyen önemli yapımlar da var. İşte 2025 yılının en iyi film Oscar’ını kaçırması gereken 5 yapım.
The Testament of Ann Lee (Ann Lee’nin Vasiyeti)
Amanda Seyfried’in başrolünde yer aldığı bu epik tarihi müzikal, 18. yüzyılda kurulan Şaker dini hareketinin kurucusu Ann Lee’nin hayatını konu alıyor. Film, Ann Lee’nin doğumundan ölümüne ve Şaker topluluğunun dağılışına kadar olan olayları ele alırken, onun öğretilerinin sosyal ve cinsiyet eşitliği temellerine dayandığını vurguluyor. Yönetmen Mona Fastvold, tarihi bir figürü canlandırarak hem büyüleyici hem de rahatsız edici bir müzikal deneyimi sunuyor.
“Filmin yaratıcı özgürlükler kullanarak Ann Lee’nin hayatındaki boşlukları doldurması, daha çok duyguyu uyandırmaya odaklanan benzersiz bir deneyim ortaya koyuyor.”
Seyfried’in performansı ise kariyerinin zirvesi olarak nitelendiriliyor ve “tour de force” olarak tanımlanıyor. Film, tarihi gerçeklere tam olarak bağlı olmasa da, Ann Lee’nin hayatına dair farklı bir bakış açısı sunuyor.
It Was Just an Accident (Bu Sadece Bir Kaza)
İran yapımı bu filmde, protez bacaklı Ebrahim Azizi adlı bir adam, arabası bozulunca tamirci Vahid Mobasseri’nin çalıştığı garaja gider. Vahid, adamın yıllar önce İran hapishanesinde işkence yaptığını düşündüğü Eghbal olduğunu iddia eder. İntikam almak isteyen Vahid, adamı kaçırır ve diğer mağdurları da dahil ederek baskı yapmaya başlar. Ancak adam suçlamaları şiddetle reddederken, şüpheler artar ve doğru kişiyi yakalayıp yakalamadıkları sorusu ortaya çıkar.
Jafar Panahi’nin yönettiği “It Was Just an Accident”, En İyi Uluslararası Film dalında aday gösterilmiş olsa da, birçok kişi filmin Best Picture kategorisinde de yer alması gerektiğini düşünüyor. Film, otoriterliği doğrudan eleştiren ve aynı zamanda sürükleyici bir gerilim filmi olarak büyük beğeni topluyor.
No Other Choice (Başka Çare Yok)
Man-su adlı işsiz bir baba, iş bulmak için sıra dışı yöntemlere başvurmaya karar verir. Bir mülakatta yaşadığı aşağılamanın ardından intikam almak yerine, rakip adayları ortadan kaldırarak o pozisyonu elde etmeye çalışır. İki rakibini hedef aldıktan sonra, planları komik hatalarla dolu bir dizi olaya dönüşürken, ailesinin yaşam standardını koruma çabası komik ve gerilim dolu anlara yol açar.
Park Chan-wook’un yönettiği “No Other Choice”, Güney Koreli yönetmenin kariyerindeki en iyi filmlerden biri olarak kabul ediliyor. Film, mizahı, senaryosu, kamera açıları, sinematografisi ve kurgusuyla dikkat çekiyor. Özellikle şirket rekabetini hicivli bir şekilde ele almasıyla öne çıkıyor.
If I Had Legs I’d Kick You (Bacaklerim Olsa Tekmeliyim Seni)
Rose Byrne’in başrolünde olduğu bu film, psikoterapist Linda’nın yaşadığı stres ve gerginliği konu alıyor. Eşi iş için şehir dışında olduğunda, Linda, sorunlu kızıyla, çökme tehlikesi altında olan daireleriyle ve giderek daha dengesizleşen bir müşterisiyle başa çıkmak zorunda kalır.
Bu filmlerin Oscar Ödülleri’nde hak ettikleri ilgiyi görmemesi, sinema dünyasında yaşanan bazı eksiklikleri gözler önüne seriyor. Umarım önümüzdeki yıllarda daha fazla film, bu türden haksızlıkların önüne geçilerek ödüllendirilebilir.

