2026’da Tedarik Savaşları Küresel Ekonomiyi Sarsacak
2026’da “Tedarik Savaşları” Küresel Ekonomiyi Sarsacak
Küresel ekonomide serbest ticaret dönemi sona ererken, tedarik zincirleri jeopolitik birer araç haline gelecek.
Giriş
2026 yılı, küresel ekonomide önemli bir dönüm noktası olacak. “Merkantilizm 2.0” olarak adlandırılan yeni dönemde, Çin ve Rusya’nın uzun süredir izlediği politikalarla ABD’nin bu alandaki hamleleri birleşecek. Avrupa Birliği ise bu süreçte kendi içinde bir çıkmazda kalacak. Bu durum, klasik ticaret savaşlarından farklı olarak, doğrudan “tedarik savaşları”na dönüşecek bir dönemi beraberinde getirecek.
“Tedarik Savaşı” Nedir?
Gelecek yıl, rekabetin odağında fiyatlar veya gümrük vergileri değil, ülkelerin hangi kaynaklara, teknolojilere ve ara ürünlere erişebileceği sorusu yer alacak. Nadir toprak elementlerinden yarı iletkenlere, batarya minerallerinden enerji ekipmanlarına kadar geniş bir yelpazede, emtia arz güvenliği ulusal güvenlik başlığı altında değerlendirilecek.
Birinci Cephe: Nadir Toprak Elementleri ve Kritik Metaller
Elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri, savunma sanayii ve iletişim altyapıları gibi birçok sektör, bu elementlere bağımlı. Çin, bu kaynakların üretim ve dönüştürme kapasitesinin büyük bir bölümüne sahip. Uzmanlar, Çin’in 2026’da ambargo yerine, “seçici akıtma” stratejisi izleyebileceğini öngörüyor. Bu strateji, ihracatı tamamen kesmek yerine, lisanslar, kotalar ve teknik standartlar aracılığıyla erişimi kontrol etmeyi içeriyor.
İkinci Cephe: Yarı İletkenler ve İleri Teknoloji
ABD, sadece mevcut çip ticaretini değil, geleceğin teknolojik mimarisini kontrol etmeyi hedefliyor. İhracat kontrolleri, yatırım taramaları ve dolaylı yasaklar bu stratejinin parçası. 2026’da, “kim kime çip satar” sorusu yerini, “kimin çip tasarlamasına, üretmesine ve geliştirmesine izin verilir” sorusuna bırakacak. Bu durum, korumacılığın üretim aşamasından tasarım ve bilgi aşamasına taşınması anlamına geliyor.
Üçüncü Cephe: Avrupa Birliği’nin İkilemi
Avrupa Birliği, ABD ile ittifakı korurken, Çin’e olan bağımlılığından kısa vadede kurtulamayacak. Bu durum, AB’yi iki büyük güç arasında ekonomik olarak bağımlı, siyasi olarak hizalanmış bir konuma itecek. Ancak pratikte Çin ile ticari ve teknolojik bağlar sürmeye devam edecek.
Dördüncü Cephe: Arz-Talep Dengesizliği
Enerji dönüşümü, dijitalleşme, savunma projeleri ve altyapı yatırımları aynı anda benzer kritik girdilere ihtiyaç duyuyor. Yeni maden yatırımları ise yavaş ilerliyor. Bu durum, 2026’da fiyatlardan ziyade tedarikin kendisinde dalgalanmalara yol açacak. Şirketler için en büyük risk artık maliyet değil, mal bulamamak haline gelecek.
Türkiye’nin Rolü
Türkiye, bu küresel konjonktürde güçlü bir tedarik güvenliği ortağı olabilir. Rafinasyon, geri dönüşüm, ara mamul üretimi ve teknoloji entegrasyonu alanlarında kapasite geliştirerek önemli bir rol üstlenebilir. Uzmanlar, “Kim tedariki satabiliyorsa, gücü de o satar” diyerek, güven verenlerin 2026’da kazanacağını belirtiyor.
- Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.

