Çocukluk Anıları, Veda ve Savaşın Yıldızı: Yüksel Aytuğ’dan Üç Farklı Hikaye
Geçmişin İzleri: Annelerin Petrole Bulanmış Talaşlarla Isıttığı Banyolar
Yüksel Aytuğ’un çocukluk anılarından yansıyan bir köşe yazısı, modern yaşamın getirdiği konfora alışmanın ne kadar hızlı gerçekleştiğini gözler önüne seriyor. Yazar, sosyal medyada karşılaştığı bir fotoğrafın onu geçmişe götürdüğünü ve annesinin bakır kazanın altındaki bölüme petrole bulanmış talaşları koyarak ısıttığı banyo günlerini hatırlattığını belirtiyor.
Zorlu Isıtma Süreci ve Sınırlı İmkanlar
“Hiç unutmuyorum, Yak ve Ateş marka, petrole bulanmış talaşları bakır kazanın altındaki bölüme koyar, kibriti çakardı annem. Suyun ısınması bir-iki saati bulurdu.” ifadeleriyle yazar, o günlerin zorlu koşullarını aktarıyor. Mermer kurnaktaki sıcak suyun çeşmeden akan soğuk suyla ılıştırılması ve kış aylarında tabureye sıcak su dökülerek donmanın engellenmesi de dikkat çekici detaylar arasında yer alıyor.
Banyo Günü Ritüeli ve Aile Paylaşımı
Şampuan, saç kremi ve duş jeli gibi günümüz lükslerinin olmadığı o dönemlerde, “bembeyaz, kocaman, kesme sabunlar dolaşırdı kafamızda.” Yazar, banyo gününün sadece pazar akşamları olduğunu ve su, yakıt ve mecalin kısıtlılığı nedeniyle bu ritüelin tekrarlanmasının mümkün olmadığını vurguluyor. Üç kardeş, anne, baba ve anneannenin sırayla banyoya girdiği ve son Osmanlı kadını olarak tanınan anneannenin her zaman soğuk suya katlandığı da yazıda yer alan hüzünlü bir anı.
Son Filozofa Veda: İlber Ortaylı’nın Hayatına Saygı
Yüksel Aytuğ, merhum tarihçi ve düşünür İlber Ortaylı’ya adadığı bölümde, onun ilmi, bilgisi, karakteri ve hitabet yeteneği gibi yönlerini övgüyle anlatıyor. “Hayatının tamamını cehalete karşı savaşa adamıştı.” ifadesini kullanan yazar, Ortaylı’nın sadece okuma yazma bilmeyenlere değil, aynı zamanda kültür, ahlak, vizyon, gusto ve görgü konusunda da insanları geliştirmeye çalıştığını belirtiyor.
Kendine Özgü Felsefe ve Dürüstlük
Ortaylı’nın taklit etmediği, kimsenin dümen suyuna kapılmadığı ve her cümlesinin kendine özgü bir felsefenin ifadesi olduğu vurgulanıyor. “Hiç kimseye Eyvallah etmeden, lafı eğip bükmeden, net konuşurdu.” sözüyle yazar, Ortaylı’nın dürüstlüğüne dikkat çekiyor. İlber Ortaylı’nın yazar için bir portmantonun yanındaki boy aynası gibiydi ve evden çıkmadan önce son kez kendine bakıp çeki düzen verdiği önemli bir referans noktası olduğunu ifade ediyor.
Savaşın Yıldızı: Ekber Karabağ’ın Cesur Haberciliği
Yüksel Aytuğ, ABD/İsrail ile İran arasındaki gerginliğin ortasında, A Haber’in Tahran muhabiri Ekber Karabağ’ın cesur haberciliğine dikkat çekiyor. İran vatandaşı olan Ekber’in, canlı yayınlarda bombaların altında görüntü ve izlenim aktarması, halkla röportaj yapması ve özel haber kaynaklarından gelen bilgileri paylaşmasıyla tek başına bir haber merkezi gibi çalıştığı belirtiliyor.
Zorlu Koşullara Rağmen Görevden Dönmeyen Bir Habercilik Anlayışı
“Zaman zaman evinden alınıp soruşturmalara tâbi tutulan, hatta komşu binasına füze bile isabet eden Ekber kardeşimi başarısından dolayı kutluyor, zorlu mesaisini sağlık ve afiyetle tamamlaması için Allah’a emanet ediyorum.” ifadeleriyle yazar, Ekber Karabağ’ın fedakarlığına ve profesyonelliğine saygı duyduğunu gösteriyor.
- “Gösteriş ve şatafat, cahillikten kaynaklanan aşağılık kompleksini örtme çabasıdır.” – Prof. Dr. İlber Ortaylı
Haberin Diğer Kareleri




