CEO’lar İçin Savaş Odası Zihniyeti ve Senaryo Planlaması Şart Oldu
CEO’lar İçin “Savaş Odası” Zihniyeti ve Senaryo Planlaması Şart Oldu
Küresel Belirsizlik Artıyor, CEO’lar Savaş Odalarıyla Hazırlık Yapıyor
Dünya genelindeki şirketler, artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle karşı karşıya. Özellikle İran’daki çatışmanın başlamasıyla birlikte tedarik zincirlerinde aksamalar yaşandı, fiyatlar yükseldi ve şirketlerin geleceği hakkında endişeler arttı. Bu durum, CEO’ların “savaş odası” zihniyetiyle hareket etmelerini ve senaryo planlamasına ağırlık vermelerini gerektiriyor.
Senaryo Planlaması Nedir?
Senaryo planlaması, gelecekteki olası gelişmeleri önceden tahmin ederek, farklı senaryolara göre hazırlıklı olmayı amaçlayan bir strateji yöntemidir. Bu yaklaşım, özellikle belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde şirketlerin riskleri yönetmelerine ve fırsatları değerlendirmelerine yardımcı olur.
Royal Dutch Shell’in Öncülüğü
Senaryo planlaması kavramı ilk olarak 1970’lerde Royal Dutch Shell tarafından geliştirildi. Şirket, olası petrol arz kesintilerini içeren farklı gelecek senaryolarını oluşturarak, bu durumun etkilerini önceden anlamaya çalıştı. Ekonomist ve planlayıcı Pierre Wack’ın liderliğindeki senaryo ekibi, üst düzey yöneticilerin çeşitli krizlere karşı nasıl tepki vereceklerini simüle etti. Bu hazırlık, 1970’lerin başlarında Suudi Arabistan’daki olaylarla ilgili endişelerin ortaya çıkmasıyla somut faydalar sağladı. Petrol ambargosu dünya çapında etkisini gösterirken Shell, rakiplerine göre çok daha iyi bir durumda kaldı çünkü önceden rafineri genişletmesini yavaşlatmış ve farklı türde ham petrolü işleyebilecek şekilde adapte olmuştu.
“Savaş Odası” Kavramı Yaygınlaşıyor
KPMG’nin Nisan 2025 tarihli bir raporuna göre, şirketler artık “savaş odası” olarak adlandırılan özel birimler oluşturuyor. Bu birimlerdeki ekipler, rutin işlerini bırakarak tamamen kriz yönetimine odaklanıyor. “Ekiplerin neredeyse tamamı mevcut işlerini askıya aldı,” şeklinde ifade edildi.
Tedarik Zincirinde Belirsizlik Devam Ediyor
Supply Chain Yönetimi Derneği (Association for Supply Chain Management) CEO’su Abe Eshkenazi, tarifelerin hala haftalık hatta günlük olarak değiştiğini ve İran savaşının da bu belirsizliği artırdığını belirtiyor. Şirketler, tedarik zincirlerinde tampon stoklar oluşturmaya, alternatif tedarikçiler aramaya ve yedeklilik sağlamaya çalışıyor.
Belirsizlik Endeksleri Rekor Seviyede
Stanford Üniversitesi ve Wisconsin-Madison Üniversitesi araştırmacıları tarafından derlenen belirsizlik endeksleri, 2018’den itibaren rekor seviyelere yükseldi ve bu durum devam ediyor. Bu endeksler, ekonomik tahminlerdeki anlaşmazlıkların yanı sıra federal vergi kodu hükümlerinin sona ermesi ve büyük gazetelerde yayınlanan politika ile ilgili makaleleri de kapsıyor. Trump’ın 2025 yılı tarifelerini açıklamasıyla birlikte endeks yeni bir zirveye ulaştı.
G-Zero Dünya: Yeni Bir Gerçeklik
Eurasia Group Başkanı Ian Bremmer, uluslararası kurumların (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Dünya Ticaret Örgütü, G7) etkinliğinin azaldığını ve dünyanın “G-Zero” bir dünyaya girdiğini belirtiyor. Bu durum, hiçbir ülkenin veya ülke bloğunun küresel gündemi yönlendirme siyasi ve ekonomik güce veya iradeye sahip olmadığı anlamına geliyor.
Şirketler Kendi Başlarına Mücadele Etmek Zorunda
Artan belirsizlik ve jeopolitik riskler, şirketlerin kendi başlarına hareket etmelerini gerektiriyor. Şirketler, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye, alternatif kaynaklar bulmaya ve stoklarını artırmaya odaklanıyor.

