Yahudi İmajından FETÖ’ye Paralellikler: Algı Yükleme ve Kibir Süreci
Zayıf İmajın Dönüşümü ve Popüler Kültürün Rolü
Avrupa’da yüzyıllar boyunca şekillenen, zayıf ve ezilen Yahudi imajı, İsrail’in kuruluş sürecindeki radikal grupların Filistin topraklarındaki eylemleriyle sarsılmıştı. Ancak bu sarsıntı, imajın tamamen tersine dönmesi için yeterli olmadı. Bu noktada popüler kültürün devreye girmesiyle algı yükleme süreci başladı.
Leon Uris’in 1958 tarihli “Exodus” romanı ve Otto Preminger’in 1960 yapımı film uyarlaması, Yahudi imajını cesur, yenilmez ve güçlü bir savaşçı olarak Batı dünyasının hafızasına kazıdı. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yerli halklara yönelik vahşi eylemleri meşrulaştırmak için kullanılan “Vaat edilmiş topraklar” retoriğiyle paralellikler taşıyor. Amy Kaplan’ın “Our American Israel” adlı eserinde detaylı olarak işlenen bu durum, Tevrat’ta Yahudilere Filistin’in vaat edildiği gibi, ABD’de de geniş bir kıtanın yerlilere karşı işgalini haklı göstermek için kullanıldı.
1967 Savaşı ve Yaşam Hakkı Tayin Etme Süreci
Ezilmiş Yahudi imajının kibre dönüşümü ise 1967 Altı Gün Savaşı ile gerçekleşti. Bu savaşta elde edilen zafer, İsrail’in yaşam hakkı talep eden bir pozisyondan, yaşam hakkını tayin etmeye başlayan bir konuma yükselmesine neden oldu. Günümüzde ise bu durum, doğrudan soykırım sürecine doğru ilerlediği gözlemleniyor.
FETÖ’nün Dönüşümü ve Derin Devlete Yönelik Girişimleri
1970’ler ve 80’lerde “höt” denildiğinde kulakları düşüren, ezik ve sinsi bir profil çizen Fetullahçı yapı da, 90’lı yıllarla birlikte benzer bir dönüşüm geçirdi. Örgüt elebaşının ifadeleriyle, “teknik nakavt” aşamasına geldiklerine inandıkları anda harekete geçtiler; yani devletin kılcal damarlarına nüfuz ettiklerini düşündüklerinde.
17-25 Aralık 2013 tarihlerindeki yargı susturuculu darbe girişimi, bu kibrin ilk göstergesiydi. İktidarı devirip sistemi vesayet altına almak istediler. Ancak bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı ve örgüt, milletin vergileriyle alınan uçak ve tankları kullanarak başka bir hamle yapmaya çalıştı.
ABD’deki İsrail ve FETÖ Parçası-Bütün İlişkisi
FETÖ’cülerin Türkiye’de gerçekleştirmeye çalıştığı algı operasyonunu, finans, sosyoloji/teoloji (Evanjelizm) ve lobi gücüyle çok daha kapsamlı bir şekilde ABD’deki İsrail gerçekleştirmişti. Demokratların iktidardan uzaklaşmasıyla Cumhuriyetçilerin gelmesi gibi siyasi değişimlere rağmen, ABD’deki İsrail varlığını sürdürdü ve güçlendi.
Paralellikler ve Gelecek Beklentileri
Ancak tarihin ironisi olarak, günümüzde ABD’deki İsrail’in etkileri, sıradan Amerikalılar tarafından bile fark edilmeye başlandı. “Bizi aslında kim yönetiyor?” sorusu giderek daha fazla zihinlerde yer edinmeye başladı. FETÖ bir parçayken, ABD’deki İsrail bütündü. Bu durumda, FETÖ ile aynı akıbeti yaşama ihtimali bulunuyor mu?
- Kaynak: Sabah.com.tr
- Yazar: Salih Tuna
- Tarih: 24 Mart 2026

