İran’ın Bölgedeki Rolü ve İsrail ile İlişkisi: Kritik Bir Dönemece mi Yaklaşıyoruz?
İran’ın Modern Siyasi Tarihi: Dış Müdahaleler ve İç Kırılmalar
Hilal Kaplan’ın son yazısı, İran’ın modern siyasi tarihini dış müdahaleler ve iç kırılmaların karmaşık etkileşimi üzerinden değerlendiriyor. 1950’lerin başında Başbakan Muhammed Musaddık’ın petrolü millileştirme girişimi, egemenlik iddiasının bir ifadesiydi ancak ABD ve Birleşik Krallık ortak operasyonuyla sonuçlandı. Bu olay, Soğuk Savaş döneminde Batı destekli otoriter rejimin gelmesine zemin hazırladı.
1979 Devrimi ve Asimetrik Güç Projeksiyonu
Toplumsal öfkenin birikimiyle patlak veren 1979 Devrimi, İran’ın bölgesel etkisini artırmasına yol açtı. Devrim sonrası dönemde Tahran, doğrudan çatışma yerine asimetrik ve dolaylı güç projeksiyonuna odaklandı. ABD müdahalelerinin zayıflattığı devlet yapıları, İran için yeni fırsatlar yarattı.
Bölgesel Nüfuzun Derinleşmesi: Vekil Aktörler
İran, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerde vekil aktörler aracılığıyla bölgesel nüfuzunu derinleştirdi. Suriye’de Esed rejiminin ayakta kalmasını sağlamak için Devrim Muhafızları’nın müdahalesi savaşın seyrini değiştirdi ancak ülkeyi ağır bir yıkıma sürükledi. Lübnan’daki Hizbullah, İran’ın en kurumsallaşmış vekil gücü haline gelirken, Yemen’deki Husiler aracılığıyla Körfez dengelerinde dolaylı baskı imkanı elde edildi.
Arap Baharı ve Ortak Menfaatler
Arap Baharı sürecinde, İran ile İsrail’in bölgedeki menfaatleri bir araya geldi. Anglosakson dünyasının emrindeki diktatörlerin veya İran eksenli zalimlerin egemenliği altında ezilen Sünni halkların isyanı bastırıldı. Mısır’daki darbeyle Müslüman Kardeşler’in devrilmesinden, Suriye’deki Nusayri azınlığın Sünni çoğunluğa hükmetmesini sağlamaya kadar iki ülke farklı stratejiler izledi.
Meşruiyet ve Korku: İran-İsrail İlişkisi
“İran, katliamlarını İsrail karşıtı söylem üzerinden meşrulaştırırken, siyonist İsrail de İran sopasıyla korkuttuğu Batılı ülkeler ve onların uydusu olan bölge ülkelerine istediğini yaptırdı.” İran, İsrail karşıtı söylemi kullanarak eylemlerini haklı çıkarmaya çalışırken, İsrail ise İran’ı bir tehdit olarak göstererek Batılı ülkeleri etkilemeye devam etti.
Gelecek Senaryoları ve Türkiye’nin Rolü
Hilal Kaplan, sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtiyor. “Gerçekten İsrail ve İran’ın birlikte zayıfladığı bir momente mi evrilecek, yoksa İsrail’in Körfez’i normalleşmeye zorladığı ve İran’ın Türkiye karşıtı salvolarını artırdığı bir düzleme mi çekilecek?” Sorunun cevabına göre Türkiye’nin yanıtının şekilleneceği vurgulanıyor. Bu kritik dönemde Türkiye’nin izleyeceği stratejinin, bölgedeki gelişmelerden etkileneceği açık.
- Muhammed Musaddık: 1950’lerin başında İran Başbakanı
- Devrim Muhafızları: İran’ın devrimi koruma göreviyle oluşturulmuş askeri bir güç.
- Hizbullah: Lübnan merkezli Şii örgütü.
- Husiler: Yemen’de faaliyet gösteren isyancı grup.
Sabah.com.tr aracılığıyla yayınlanan bu analiz, bölgedeki karmaşık güç dinamiklerini anlamak için önemli bir perspektif sunuyor.

