İran, Hürmüz Boğazı’nda Geçiş Ücreti Talep Ettiği Takdirde Uluslararası Deniz Ticareti Tehdit Edi…
İran, Hürmüz Boğazı‘nda Geçiş Ücreti Talep Ettiği Takdirde Uluslararası Deniz Ticareti Tehdit Edilebilir
İran’ın Talebi ve Uluslararası Hukuka Aykırılığı
İran, ABD ve İsrail ile olan savaşının sona ermesi için Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti toplama hakkını talep ediyor. Bu durum, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği bu stratejik su yolunun yeniden açılmasının ön koşulu olarak sunuluyor. Ancak uzmanlar, böyle bir uygulamanın uluslararası deniz ticaretinin temel prensiplerine aykırı olduğunu belirtiyor.
Uluslararası Deniz Ticaretinin Temel Prensibi
Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi (UDHS), 1994’te yürürlüğe girerek barışçıl seyir hakkını güvence altına almıştır. İran’ın geçiş ücreti talep etmesi, bu temel prensibin ihlali anlamına gelebilir ve uluslararası toplumda endişelere yol açmaktadır.
Ekonomik Etkiler ve Alternatifler
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, enerji ve gübre fiyatlarındaki keskin artışa neden olan tedarik kısıtlamalarından küresel ekonomiyi kurtarabilir. Ancak İran’ın geçiş ücreti toplamasına izin vermek, ülkenin boğaza hakimiyetini pekiştirir ve savaş ilan edildiği İran’ı zenginleştirebilir.
İran’ın Uyguladığı Gayrı Yasal Uygulamalar
Gizli “Otoyol” Sistemi
Savaş başlamasından hemen sonra, İran boğazı kapatarak müzakerelemede avantaj elde etmeye çalıştı. Gemilere saldırılar ve tehditler yoluyla geçişi tehlikeli hale getirdi. Bu durum bazı Asya ülkelerinde enerji kıtlığına, ABD ve Avrupa’da benzin fiyatlarının artmasına ve küresel ekonomik büyümeyi tehdit etmesine neden oldu.
İran daha sonra gemileri İran ve Umman toprak sularındaki Larak Adası çevresine yönlendirerek “geçiş ücreti otoyolu” olarak adlandırılan şüpheli bir sistem uygulamaya başladı. Gemilerden detaylı mürettebat ve yük bilgisi, İran’ın paramiliter Devrim Muhafızları Ordusu’nun aracılarının bulunduğu yerlere iletildi. Bazı gemilere Çin yuanı cinsinden yaklaşık 2 milyon dolar geçiş ücreti ödediği belirtiliyor.
Uzman Görüşleri ve Potansiyel Sonuçlar
Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin Önemi
Philippe Delebecque, Paris Sorbonne Üniversitesi’nde deniz hukuku uzmanı olarak yaptığı açıklamada, “Denizin kime ait olmadığı fikrine dayanan yüzlerce yıldır süregelen özgür seyrin temel bir hak olduğu” vurguladı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması durumunda, Cebelitarık Boğazı veya Endonezya açıklarındaki Malakka Boğazı gibi diğer önemli su yollarının da kısıtlanması riskinin ortaya çıkabileceğini ve bunun uluslararası toplumun sonu olabileceğini ifade etti.
ABD ve İran’ın Sözleşme Durumu
172 ülke UDHS’yi onaylamış olmasına rağmen, hem İran hem de ABD bu sözleşmeyi henüz onaylamadı. Ancak Julien Raynaut, Fransız Deniz Hukuku Derneği Başkanı olarak, “Sözleşmeyi imzalamamaları, Hürmüz Boğazı’nda tam özgürlükte hareket etmelerine izin vermez. Uluslararası hukuka ve geleneksel seyir hakkına tabidirler” dedi.
Raynaut ayrıca, İran’ın uygulamasının Çin’i Tayvan Boğazı’nda kısıtlamalar getirmesi için teşvik edebileceği konusunda uyardı. Constantinos Yiallourides, İngiliz Uluslararası ve Karşılaştırmalı Hukuk Enstitüsü Kıdemli Araştırma Görevlisi olarak, herkesin çıkarına olan serbest geçişin desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Ekonomik Analizler
Bazı ekonomistler, geçiş ücretlerinin ekonomik açıdan çok büyük bir fark yaratmayabileceğini belirtiyor. Örneğin, 2 milyon varil petrol taşıyan büyük bir tankerdeki 2 milyon dolarlık bir geçiş ücreti, fiyata sadece varil başına 1 dolar ekleyecektir. Bu yükün ağırlıklı olarak petrol tedarik eden Körfez ülkeleri tarafından karşılandığı ve küresel tüketicilere yansımadığı ifade ediliyor.
- Kaynak: Bruegel Think Tank (Brüksel)

