Üniversite Diploması Değeri Azalıyor, İşçi Hareketi Yükselişte: ABD’de Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?
Amerikan Eğitim Sisteminde Kopuş ve İşçi Hareketi
ABD’deki üniversite diplomasının değeri son yıllarda önemli ölçüde azalırken, bu durum işçi hareketlerinin yükselişine zemin hazırlıyor. New York Times gazetesi labor muhabiri Noam Scheiber’in yeni kitabı “Mutiny: The Rise and Revolt of the College-Educated Working Class” (İsyan: Üniversite Eğitimli İşçi Sınıfının Yükselişi ve Ayaklanması), bu değişimi gözler önüne seriyor. 2005 yılından itibaren üniversite mezunlarının sayısı artarken, iyi ücretli iş olanakları aynı oranda yükselmedi.
“En Zor Satışı Bu Nesil Yaptı”
Scheiber, “Bu nesle, tarihin en zor satışı yapıldı. Onlara üniversiteye gitmenin neden gerekli olduğu anlatıldı,” diyor. Obama ve Bill Clinton gibi isimlerin de gençlere üniversite eğitiminin önemini vurguladığı dönemde, bir yandan da üniversite diplomasının değeri düşmeye başlamıştı.
2008 Krizi ve Sonrası: İşsizlikte Beklenmedik Artış
2008’deki Büyük Ekonomik Kriz, işgücü piyasasını derinden etkiledi. Berkeley Üniversitesi ekonomisti Jesse Rothstein’ın araştırmalarına göre, üniversite mezunlarının istihdam büyümesi 2008 öncesindeki seviyelere geri dönmedi. Hatta 2019’daki pandemi öncesinde bile bu durum gözlemleniyordu. Ardından gelen COVID-19 pandemisi ise durumu daha da karmaşık hale getirdi.
Üniversite Mezunlarında İşsizlik Oranı Yükseliyor
New York Federal Rezerv Bankası’nın verileri, üniversite mezunlarının işsizlik oranının 1980’lerin sonlarından beri ilk kez 2022’den itibaren genel işsizlik oranının üzerine çıktığını gösteriyor. Scheiber bu durumu “Çok dikkat çekici bir değişim” olarak nitelendiriyor.
Beklenti ve Gerçek Arasındaki Boşluk: Frustrasyonun Yükselişi
Üniversite öğrencileri, yüksek öğrenim masraflarını karşılamak için kredi kullanırken, bekledikleri yüksek maaşlı işlere ulaşamadılar. Bunun yerine borçlarının altında ezilerek, evden taşınmayı ve önemli yaşam adımlarını ertelemek zorunda kaldılar. Bu durum, beklenti ile gerçek arasındaki uçurumu dolduran bir hayal kırıklığına yol açtı. Ve bu hayal kırıklığı örgütlenmeye dönüştü.
Starbucks’tan Hollywood’a: İşçi Hareketi Yayılıyor
İlk olarak 2021 sonbaharında Buffalo’daki üç Starbucks şubesinde başlayan sendikalaşma hareketleri, hızla yayıldı. Scheiber, “Ocak ve Şubat ayında ’22’de bunun katlanarak büyüdüğünü gördüm. Üçten, beş-on tane oldu, sonra 20’ye ulaştı ve durmadı,” diyor. Bu hareket Apple mağazalarına, Trader Joe’s’a, Amazon depolarına ve REI’e yayıldı.
Genel Destek: “Ben Bir İşçiyim”
Otomobil işçileri 2023 yazında altı hafta süren bir greve gitti. Yazarlar ve oyuncular Hollywood’da eylemler düzenledi. Gallup anketlerine göre, bu sırada Amerikan halkının %70 ila %75’i grevdeki işçilerle aynı fikirde olduğunu gösterdi. Scheiber, “Çok farklı sektörlerdeki insanlarla konuşurken ‘Haklısınız’ diyorlardı. Otomobil işçileriyle, oyuncularla, yazarlarla aynı şeyleri düşünüyorlardı,” şeklinde bir durumla karşılaştığını belirtiyor.
Doktorlar da Sendikalaşıyor: “Sadece Büyük Bir Makinenin Parçasıyız”
Minnesota’daki Allina sağlık sistemindeki 400 kadar birinci basamak hekimin sendikalaşması, modern zamanlarda özel sektörde en büyük doktor grubu sendikacılığı olarak tarihe geçti. Doktorlardan biri Scheiber’e “Ne araba işçisi ne de doktor olsanız, büyük şirketler tarafından aynı şekilde muamele görüyorsunuz,” dedi.
Geleceğin İşaretleri: Kimlik ve Siyasi Dönüşüm
Scheiber, bu ortak kırılganlık hissinin kimliği yeniden şekillendirdiğini ve bunun da Amerikan siyasetini önümüzdeki yıllar boyunca tanımlayacağını savunuyor. Özellikle Bernie Sanders’e gönüllü olan Starbucks organizatörlerinin çoğunluğunun olması dikkat çekici. Üniversite mezunları arasında sosyalizme yönelik destek, marjinal bir durum olmaktan çıkıp ana akım hale gelmiş durumda.
Haberin Diğer Kareleri





