ABD’nin Venezuela Operasyonu: Yeni Nesil Sömürgecilik İddiaları Yükseliyor

Giriş

ABD’nin Venezuela‘ya yönelik askeri operasyonu, uluslararası arenada büyük yankı uyandırırken, “Vahşi Merkantilizm 2.0” olarak nitelendirilen yeni nesil sömürgecilik tartışmalarını alevlendirdi. Trump yönetimi, operasyonu gerekçelendirirken, küresel güç dengelerinde kalıcı etkiler yaratmayı hedeflediği iddiaları gündemde.

Operasyonun Amaçları

Trump yönetiminin Venezuela operasyonuyla ilgili dört temel amaç taşıdığı belirtiliyor:

  • Bölgesel Gözdağı: ABD, Latin Amerika’daki ülkelere, ABD karşıtı bir pozisyonla hareket etmenin ağır sonuçları olabileceği yönünde bir uyarıda bulunmaya çalıştı. Maduro’nun hedef alınması, bölgedeki Washington karşıtı hükümetlere de bir mesaj niteliğinde.
  • Petrol ve Kaynak Kontrolü: Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip. Bu operasyon, ABD şirketlerinin Venezuela petrolünü devreye sokarak ekonomik çıkarları ön plana koyma amacını taşıyor. Ayrıca, Venezuela’nın nadir elementler ve stratejik mineraller açısından sahip olduğu potansiyel, küresel pazarlarda Çin ve diğer rakiplere karşı kontrol alanı yaratma isteğini ortaya koyuyor.
  • Çin’e Alternatif Enerji Kaynakları Meydan Okuması: ABD, bu operasyonla Çin’in enerji tedarik koridorlarına doğrudan meydan okuyor. Panama Kanalı çevresindeki Çin varlığının zayıflatılması, Washington’un Pekin’e stratejik baskı unsuru oluşturmak istediğinin göstergesi.
  • Uluslararası Hukukun Zayıflatılması: Operasyon, BM Şartı’nın devlet egemenliği ve güç kullanımıyla ilgili temel ilkelerini ihlal ediyor. Uluslararası toplumdan gelen tepkiler, Meksika, Brezilya, Türkiye ve Uruguay gibi ülkelerin operasyonu BM Şartı’na aykırı bulduğu yönünde.

Monroe Doktrini ve “Donroe Doktrini”

Bu durum, 1823’te ortaya konan Monroe Doktrini’nin modern bir versiyonu olarak değerlendiriliyor. Klasik Monroe Doktrini, Avrupa güçlerinin Amerika kıtasına sömürgecilik müdahalesini engellemeyi amaçlarken, Trump yönetiminin yaklaşımı “ABD çıkarları neyi gerektiriyorsa o yapılarak küresel düzen yeniden şekillendirilecek” anlayışına dönüşmüş durumda. Bu yeni anlayışa şaka yollu “Donroe Doktrini” denmesi, çıkarların hegemonyasının uluslararası hukukun önüne konulduğunu ve askeri gücün ekonomik hammadde kontrolünü garanti altına almak için kullanıldığını simgeliyor.

Gelecek Beklentileri

Bu gelişmeler, “Yeni Dünya Düzeni ve Yeni Nesil Sömürgecilik” tartışmalarını hızlandırırken, uluslararası hukuk, BM normları ve egemen devletlerin hakları ağır bir sınava tabi tutulacak. Ekonomik, askeri, istihbarat, toplumsal mukavemet ve siyasi istikrar açısından, ülkelerin kendi iç kalelerini tahkim edeceği yeni bir döneme girildiği belirtiliyor.

Türkiye’nin Pozisyonu

Türkiye, operasyonu Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı bularak tepki göstermiş, uluslararası hukuk ilkelerine bağlılığını vurgulamıştır.

Kaynak

Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir