JPMorgan, Proxy Danışmanlığına Veda Etti, Yapay Zeka Platformu Getirdi

JPMorgan, ISS ve Glass Lewis ile Yollarını Ayırdı

JPMorgan Asset Management, yönetimi altında 7 trilyon doların üzerinde varlık bulunduran devasa bir şirket olmasına rağmen, bu hafta proxy danışmanlığı devleri ISS ve Glass Lewis ile olan tüm ilişkilerini kesti. Şirket, bundan böyle yalnızca kendi geliştirdiği, yapay zeka destekli Proxy IQ adlı platformu kullanacak. Bu hamle, hissedar yetkisi konusunda önemli bir değişiklik olarak değerlendiriliyor. JPMorgan CEO’su Jamie Dimon, bu kararla birlikte proxy danışmanlarına yönelik eleştirilerini sürdürdü.

Dimon’dan Eleştiriler ve Yeni Sistem

Jamie Dimon, proxy danışmanlarını “incompetent” (beceriksiz) olarak nitelendirerek, bu firmaların hakimiyetinin sona erdiğini belirtti. JPMorgan’ın bu ayrılık kararı, birçok kişinin şeffaf ve güncel olmayan bir sistemi sorgulamasına neden oldu. Ancak, dışarıdan danışmanları kendi yapay zeka platformuyla değiştiren JPMorgan, aynı zamanda yeni bir “kapı bekçisi” rolü üstlenmiş olabilir. Dimon, bu adımla birlikte, daha önce eleştirdiği hissedar oylama sürecini kontrol etme fırsatı yakaladı.

Trump’ın Yönlendirmesi ve Düzenleyici Baskı

JPMorgan’ın bu hamlesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın proxy danışmanlarına yönelik düzenleyici baskılarının hemen ardından geldi. Trump, federal kurumları bu danışmanların faaliyetlerini incelemeye yönlendiren bir yönetmelik yayınlamıştı. Bu yönetmelik, proxy danışmanlarının siyasi gündemler tarafından yönlendirildiğine dair endişeleri dile getiriyordu. Trump ve Dimon, proxy danışmanlığı sektörüne karşı eş zamanlı olarak siyasi ve finansal bir saldırı başlattı.

Bireysel Yatırımcıların Yükselişi ve Değişen Dinamikler

Bu gelişmeler, daha merkeziyetsiz ve dijital olarak aktif bir seçmen kitlesinin yükselişini de beraberinde getiriyor. Bu durum, yatırımın demokratikleşmesi yönünde genel bir eğilimin parçası olarak görülüyor. Bireysel yatırımcılar, artık oylama süreçlerine daha kolay erişebiliyor ve daha önce az sayıda güç aktörünün şekillendirdiği kararları etkileyebiliyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde hissedar oylama süreçlerinde önemli değişikliklere yol açabilir.

Geçmişte Yaşanan Önemli Olaylar

ExxonMobil ve Bireysel Yatırımcılar

ExxonMobil, Mart 2025’te bireysel yatırımcıları güçlendirmek için adımlar attı. Bu, 2021’de Engine No. 1 ile yaşadığı anlaşmazlığın bir sonucu olarak değerlendirildi.

SEC’in Düzenlemesi

Eylül ayında, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), bireysel paydaşların yönetim kurulu önerilerini otomatik olarak takip edebileceği bir programı onayladı. Amaç, kronik olarak düşük oy kullanma oranlarını ve kurumsal ve aktivist yatırımcıların orantısız etkisini azaltmaktı.

Disney ve Nelson Peltz

Nisan 2024’te Disney’de Nelson Peltz’in vekalet savaşı, yönetim kurulu hesap verebilirliği ve yaratıcı yönlendirme konusunda destek toplayan hayranların katılımıyla sonuçlanan bir oylamaya yol açtı. Peltz kaybetmesine rağmen, Disney yatırımcı ilişkilerini yeniden yapılandırdı.

Tesla ve Elon Musk

Haziran 2024 ve Ekim 2025’te Tesla’da Elon Musk’ın milyar dolarlık maaş paketi, ana cadde yatırımcılarının desteğini gördü ve sosyal medya üzerinden oy talimatları ve videolar dolaştırıldı. Bu iletişim çabası, sonraki oylamada da etkisini gösterdi.

Yeni Mekanizmalar ve Pass-Through Proxy Voting

Dikkat çeken önemli bir yeni mekanizma, pass-through proxy voting (vekalet oylama) olarak karşımıza çıkıyor. Bu sistem, karşılıklı fon ve ETF yatırımcılarının hisselerini doğrudan oylamalarına olanak tanıyor, böylece fon yöneticilerine yetki devretmek yerine bireylerin doğrudan kontrol sağlamasını sağlıyor. Ancak, bu sistemin etkili olabilmesi için yatırımcıların oylamaya katılması gerekiyor.

Öneriler ve Gelecek

  • Fonların 2026 yılında tüm fonlarda tam pass-through proxy voting uygulaması yapılması
  • BlackRock’un Larry Fink, Vanguard’ın Salim Ramji, Fidelity’nin Abigail Johnson, State Street’in Yie-Hsin Hung ve J.P. Morgan’ın Jamie Dimon gibi isimlerin standartlar belirlemesi
  • Bireysel yatırımcıların her birinin oy kullanma hakkına sahip olması
  • Yönetim kurullarının proxy oylamayı ticaret kadar kolay hale getirmesi
  • Oylamanın sadece prosedürel değil, aynı zamanda itibarla ilgili olduğunun fark edilmesi

JPMorgan’ın bu hamlesi, hissedar oylama süreçlerinde önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor ve bireysel yatırımcıların daha aktif bir rol oynamasına olanak tanıyabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir