Marty Supreme: Farklı Bir Spor Filmi Deneyimi
Marty Mauser: Bir Başarısız Protagonist
Spor filmlerinde, izleyicilerin genellikle ana karakterin hikayenin sonunda bir başarı elde etmesini umduğu göz önünde bulundurulmalıdır. “Marty Supreme” ise bu beklentiyi yerle bir ediyor. Filmdeki ana karakter Marty Mauser, aslında bir “kaybeden” olarak tasvir ediliyor. Bu durum, filmin özgünlüğünü ve başarısını sağlayan önemli bir unsur. Timothée Chalamet’ın canlandırdığı Marty, masa tenisinde oldukça yetenekli olsa da, kendisinden daha iyi rakiplerle karşılaşıp erken turlarda eleniyor. Bu durum, Marty’nin hayatı boyunca yaşadığı bir dizi başarısızlığın başlangıcı oluyor.
“Pretty much every single thing Marty attempts to do doesn’t go according to plan.”
Marty, amcasıyla yaşadığı sorunları çözmek için çabalar ancak başarısız olur ve polisten kaçmak zorunda kalır. Ping pongta insanları dolandırmaya çalıştığı için saldırıya uğrar ve bir benzin istasyonunda patlama yaşanmasına neden olur. Çaresizliğe düşen Marty, Milton Rockwell’dan yardım ister ve Japonya’daki büyük turnuvaya gitmesi için para talep eder. Milton, Marty’nin pantolonunu indirip, kalçasını bir yüzükle cezalandırarak bu isteğini yerine getirir. Ancak Tokyo’ya vardığında, turnuvaya geç kaldığını ve katılamayacağını öğrenir. Marty’nin film boyunca yaptığı her şey, sonuçta boşunadır. O, masa tenisinde iyi, hatta harika olabilir, ancak hayatın diğer alanlarında başarısızlığa uğrar.
Marty Mauser İnanılmaz Bir Kendine Güven Sergiliyor
“Marty Supreme”ın en ilgi çekici yönlerinden biri, Timothée Chalamet’in, izleyicinin sempati duyduğu bir ana karakter ile çekilemez bulunan bir karakter arasında gidip gelmesidir. Kaybeden yönlerine rağmen, Marty, neredeyse sempatik hale gelen bir özgüvene sahiptir. Kay Stone, Marty’nin masa tenisi dışında hayatındaki plan eksikliğine değindiğinde, Marty, bu düşüncenin aklından bile geçmediğini iddia eder. İstediği yere ulaşmak için hırsızlık yapmaya, dolandırıcılık yapmaya ve kendini rezil etmeye hazırdır çünkü başka bir sonuç bekleyemez. Marty, neredeyse her sahnesinde kaybetse bile, her durumda üstün geleceğine inanır. Bu, erkek psikolojisine ilginç bir bakış açısı sunar ve Marty’yi katmanlı bir karakter yapar. O, en sevilen spor ana karakteri olmayabilir, ancak bu tam da filmin amacıdır. Timothée Chalamet’in performansı sayesinde, Marty en antipatik olduğu anlarda bile izleyicinin bir kısmı onun için tezahürat yapar. Tüm çalışmalarının Tokyo’ya gitmek için boşuna olduğunu öğrendiğimizde, bu durum onun için olduğu kadar bize de yıkıcı gelir.
“He will steal, hustle, lie, and embarrass himself to get where he wants to be in the table tennis world because he can’t fathom any other outcome.”
Marty Mauser Bir Daha İyi İnsan Oluyor
Marty, masa tenisi turnuvasına katılamasa da, Endo’yu yenerek önemli bir zafer elde eder. Ancak bir filmin, ana karakterin gelişmesini veya bir şekilde başarılı olmasını içermemesi beklenemez.
- Oyuncu: Timothée Chalamet
- Yönetmen: Bilgi Yok
- Tür: Spor, Dram
Haberin Diğer Kareleri






