Zoë Steiner, Star Trek’te Çeşitliliğe Vurgu Yaptı: Herkes Temsil Edilebilir
Zoë Steiner, Star Trek’te Çeşitliliğe Vurgu Yaptı: “Herkes Temsil Edilebilir”
Zoë Steiner, ‘Starfleet Academy’de Rol Alarak Çeşitliliğe Vurgu Yaptı
Oyuncu Zoë Steiner, yeni dizisi ‘Starfleet Academy’deki rolüyle Star Trek evrenine katılırken, yapımın ekrana hem ön hem de arka planda çeşitliliği teşvik etme çabalarına duyduğu minnettarlığı dile getirdi. Steiner, 15 Ocak 2026’da prömiyerini yapan ‘Star Trek: Starfleet Academy’ dizisinde Tarima Sadal karakterini canlandırıyor. Dizi, bir asırdır görülen ilk yeni Starfleet kadetlerinin yetişkinliğe doğru yolculuğunu ve subay olma eğitimlerini konu alıyor.
Karakter ve İşaret Dili Kullanımı
Steiner, ikinci bölümde yer alan Tarima Sadal, Betazed Devlet Başkanı’nın kızı ve okulun yeni bir öğrencisi. Karakteri ve Sadal ailesinin geri kalanı, babalarının (Anthony Natale) işitme kaybı nedeniyle iletişim kurmak için Amerikan İşaret Dilini (ASL) kullanıyor. Steiner, Us Weekly’ye özel açıklamasında, “Bu, Star Trek’in çeşitliliğinin bir başka harika örneği. Kelimenin tam anlamıyla herkes temsil edilebilir” dedi.
ASL Öğrenme Deneyimi
Steiner, rolü için ASL öğrenme fırsatına sahip olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Öğrendiğim küçük miktarda bile harikaydım. İşaret dilinde çok fazla ruh var ve hem benim hem de Anthony’nin koçuyla gerçekten etkilendim. Dilin kalbiyle imzalarken her şeyi hissediyorsunuz” şeklinde konuştu.
Star Trek Hakkındaki Bilgisi
Steiner, Star Trek evrenine katılmadan önce konuyla ilgili pek bilgisi olmadığını ve bunun da işine yediğini belirtti. “Çok fazla ön yargım olmaması açısından yardımcı oldu. Çoğu insan gibi ben de orijinal diziyi biliyorum. Oyuncu olarak kadroya dahil olduktan sonra her şeye daldım” dedi. Başlangıçta çekinceleri olduğunu ve yeterince dizi izlememiş olmasından dolayı endişe duyduğunu ifade etti.
Hikayeye Odaklanma
Steiner, “Elbette dünyaya hakim olmam ve anlamam gerekiyor, ancak sonuçta – benim için bir oyuncu olarak – aktarmam gereken hikaye şu anda anlattığımız hikayedir” diye ekledi. Showrunner’lar Alex Kurtzman ve Noga Landau’nun dünyayı ilk senaryo sahnesinde tanıtmalarının kendisini etkilediğini belirtti. Tarima karakteriyle ilk sahneyi okuduğunda derhal bir bağ kurduğunu, karakterin özünde çok farklı olmadığını ve sadece kendisini bu role bırakıp bırakamayacağını düşündüğünü söyledi. Steiner, “Okuduğum sahneler ve sonraki senaryoları okudukça sanki aynaya bakıyormuşum gibi hissettim. Özellikle empati yeteneğim, çocukluğumdan beri ‘çok hassassın’ denildiği bir şeydi. Bu özelliğin bir zayıflık olmadığı, tam tersine bir hediye olduğu bir rolde yer almak çok güzel” dedi.
Karakterin Gelişimi ve Sandro Rosta ile İş Birliği
Steiner, karakterin duygusal olarak yönlendirilmesinin zorlayıcı olmasının yanı sıra, bu deneyimin de kendisine bir hediye olduğunu belirtti. “Ekip başından beri çok işbirlikçiydi. Bu harika bir deneyim oldu. Oyuncuyken ilk sekiz bölümü aldık, bu da duygusal yolculuğunu planlamama yardımcı oldu. İlk tanıştığımızda oldukça kısıtlanmış hissediyor. Statü ve bununla gelen kısıtlamalar var. Aynı zamanda duygusal duvarları da var. Duygusal ve empatik olmanın getireceği korku var. İşte Tarima ile bu noktada tanışıyoruz. Ardından Caleb ile tanışmasıyla, Sandro Rosta muhteşem bir oyuncu, onunla tanışması bir dönüm noktası oluyor” dedi.

