Amazon ve JPMorgan’dan Sonra Ortak Çalışma Alanları Popülerliğini Artırıyor
Ortak Çalışma Alanlarına Talep Artıyor
Amazon ve JPMorgan gibi büyük şirketlerin ofise 5 gün tam zamanlı dönme kararlarının ardından, ortak çalışma alanları (coworking spaces) yeniden canlanıyor. Pandemi sonrası düşüşün ardından gelen bu hareketlilik, şirketlerin işgücü piyasasıyla ilgili belirsizlikler karşısında esnek çözümler arayışının bir sonucu olarak görülüyor. Şirketler, uzun vadeli taahhütlerden kaçınarak ihtiyaç duydukları ofis alanını ortak çalışma alanlarından sağlıyor.
Amazon’un Ofis Dönüşümünde Yaşanan Sorunlar
Amazon, yaklaşık 350.000 çalışanının ofise dönmesini planlamış ancak bu uygulamanın karmaşık olması nedeniyle çalışanlara yeterli masa ve otopark alanı sağlanamamış. Bu durum, şirketin New York’ta WeWork ile yeni bir anlaşma yapmasına ve 259.000 metrekarelik bir alanı kiralayarak mevcut 300.000 metrekarelik alanına eklemesine yol açtı. WeWork aynı zamanda Amazon’un diğer iki ofisini de işletiyor.
Diğer Şirketlerin de Ortak Çalışma Alanlarına Yönelimi
San Francisco merkezli Anthropic gibi şirketlerin de Cambridge, Massachusetts’ta bir WeWork ofisinde çalıştığı belirtiliyor. JPMorgan, Lyft ve Pfizer gibi şirketlerin de ortak çalışma alanlarını kullandığı bildirildi. Bu durum, şirketlerin ofis stratejilerinde esnekliğe öncelik verdiğini gösteriyor.
Ortak Çalışma Alanlarının Evrimi
Ortak çalışma alanları, 2010’larda WeWork gibi şirketlerin sunduğu, anti-kurumsal ve uçtopik çalışma ortamlarından farklı bir konseptle yeniden şekilleniyor. Günümüzde daha modern ve profesyonel tasarımlara sahip, özel ofis alanları sunmaya odaklanıyorlar. ABD’deki ortak çalışma alanı toplam alanı 158.3 milyon metrekareye ulaşmış ve ofis alanının %2’sinden fazlasını oluşturuyor. Bu sayı, son yıllarda 51.7 oranında artış gösterdi.
Pandemi ve Ofis Stratejileri
WeWork CEO’su John Santora, 2008 küresel ekonomik krizinin ve 2015’teki piyasa satışlarının şirketleri ofis kiralama stratejilerini yeniden düşünmeye zorladığını belirtti. Santora, Cushman Wakefield’te 47 yıl görev yaptıktan sonra WeWork’e geçti ve şirketi iflasın eşiğinden çevirerek kârlı hale getirdi. Santora, “Şirketler uzun vadeli taahhütler konusunda tereddüt ediyorlar, özellikle de kaç kişinin ofise geleceğinden emin olmadıkları bir dönemde. Bizimle 30, 60, 90 günlük anlaşmalar yapabilir ve belirli noktalarda sözleşmeden ayrılabiliyorlar. 10 yıl gibi uzun süreli sözleşmelere bağlı kalmıyorlar.” şeklinde konuştu.
Maliyet Tasarrufu ve Esneklik
Ortak çalışma alanları, şirketler için önemli maliyet tasarrufu sağlıyor. Kiralama anlaşmalarıyla ilgili aracı ve avukatlık ücretlerinden, inşaat maliyetlerinden ve ofis bakım masraflarından kurtulmayı mümkün kılıyor. Örneğin, T-Mobile, LiquidSpace platformunu kullanarak gayrimenkul maliyetlerini %80 oranında azalttı. AllState ise 2024 yılında 54.000 çalışanın dörtte birini ortak çalışma alanlarına taşıyarak yıllık ofis harcamalarını 138 milyon dolara düşürdü.
Sektördeki Değişim ve Gelecek Projeksiyonları
Jason Anderson, Vast Coworking Group’un başkanı, “Geleneksel ofis alanlarından esnek ofis alanlarına geçiş, taksi ve Uber arasındaki fark gibidir. Büyük oyuncular da bu trendi kullanmaya başlıyor.” dedi. JLL tarafından yapılan bir anket, şirketlerin neredeyse üçte birinin esnek ofis kullandığını ve %42’sinin gelecekte bu alana yatırım yapmayı planladığını gösterdi. Fortune Business Insights, küresel esnek ofis pazarının 2030 yılında 96.8 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor. Jamie Hodari, Industrious CEO’su ve CBRE’nin kıdemli yöneticisi, “Binaların tamamen uzun vadeli kiralama yapan şirketlerle dolu olduğu düşüncesi artık geçerliliğini yitirdi. Çoğu ev sahibi, binalarının uzun ve kısa vadeli kiracıların bir ekosistemi olacağını kabul etti.” şeklinde konuştu.


