Yapay Zeka, Gelir Eşitsizliğini 2035’e Kadar Derinleştirebilir
Yapay Zeka Yatırımları Zenginliği Artırırken Orta Gelirliler Geri Kalıyor
Yapay zeka (YZ) alanındaki büyük yatırımlar, Amerikalı hane halkının ortalama olarak önemli ölçüde zenginleşmesine yol açtı ve bu durum önümüzdeki yıllarda (belki de bir sonraki on yılda) devam etmesi bekleniyor. Ancak Oxford Economics CEO’su Innes McFee, bu durumun orta vadede gelir dağılımındaki eşitsizliği daha da artırarak “K şekilli ekonomi” olarak adlandırılan bir yapıyı pekiştireceğini belirtiyor. K şekilli ekonomi, zenginlerin gelirlerinin sürekli yükseldiği, ancak düşük gelirli kesimlerin ise giderek geride kaldığı bir durumu ifade ediyor.
K Şekilli Ekonomi Ne Anlama Geliyor?
K şekilli ekonomi, gelir dağılımının bir grafik üzerinde “K” harfine benzeyen bir görünüm sergilediği bir ekonomik modeldir. Bu modelde, üst gelir grubundaki bireylerin gelirleri hızla yükselirken, orta ve düşük gelirli bireylerin gelirleri ya durağan kalıyor ya da düşüş gösteriyor. Bu durum, toplumda giderek artan bir gelir eşitsizliğine yol açıyor.
Yapay Zeka’nın Etkisi
Innes McFee, yapay zekanın U.S. tüketici hane halkı zenginliğinde %7’lik bir artışa neden olduğunu, ancak bu artışın ağırlıklı olarak yüksek gelirli Amerikalıların cebine girdiği bilgisini paylaştı. Yapay zeka yatırımlarındaki büyük harcamaların yarattığı “zenginlik etkisi”, hane halkının varlıklarının değerindeki artış nedeniyle daha zengin hissetmesi ve dolayısıyla harcamalarını artırması anlamına geliyor. McFee, bu etkinin K şekilli ekonomiyi 2035 yılına kadar pekiştirebileceğini öne sürüyor.
Uzman Görüşleri
2025 yılında Moody’s baş ekonomisti Mark Zandi, ekonominin büyük ölçüde varlıklı kişilerin duyarlılıkları tarafından yönlendirildiğini gözlemlemişti. Yapay zeka, potansiyel olarak gelir eşitsizliği açığını kapatabilir, ancak bu gerçekleşmeden önce yaşam standartları farklılaşmaya devam edecek.
Çözüm Önerileri
Innes McFee, yapay zekanın uzun vadede gelir grupları arasındaki mesafeyi kısmasına yardımcı olabileceğini, ancak bunun için düşük seviyede üretkenlik artışlarının sağlanması gerektiğini vurguluyor. Düşük vasıflı işlerdeki üretkenlik artışları, reel ücretlerin artmasına ve dolayısıyla yaşam standartlarının yükselmesine katkıda bulunacaktır. Ancak bu durumun gerçekleşmesi beş veya on yıl içinde mümkün olmayabilir.
Geçmişten Günümüze Gelir Dağılımı
Federal Rezerv (Fed), 2010 yılının 3. çeyreğinde hane halkı zenginliğinin dağılımını izlemeye başlamış ve toplam zenginliğin 60,76 trilyon dolar olduğunu bildirmişti. Bu miktarın 0,1’lik üst kesimi 6,53 trilyon dolar, 99,9-100’lük üst kesimi ise 10,75 trilyon dolar zenginken, alt %50’lik kesim sadece 330 milyar dolarla yetinmişti. 2025 yılının 3. çeyreğinde, alt %50’lik kesimin zenginliği %1189 artışla 4,25 trilyon dolara yükselmiş olsa da, bu rakam hala 15 yıl önce 0,1’lik üst kesimin sahip olduğu zenginliğin gerisindeydi. 0,1’lik üst kesimin zenginliği ise %281 artışla 24,89 trilyon dolara ulaşmış, bu da alt %50’lik kesimin toplam zenginliğinin neredeyse altı katıydı.
İşgücü Piyasasındaki Değişimler
Yapay zeka kullanımının işletmelerde yavaş başlayıp, ardından hızla artarak daha sonra yavaşlayacak bir “S eğrisi” izlemesi bekleniyor. Yapay zekanın fiziksel ticaret işlerinde kullanılamaması nedeniyle işletmelerde tam entegrasyonun gerçekleşmesi beklenmiyor. Orta vasıflı işlerdeki görevlerin yapay zeka ile değiştirilmesi, “hollowing out” olarak adlandırılan bir durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durum, finansal krizden sonra da gözlemlenmişti. Yapay zeka, düşük gelirli ve üst gelirli kesimlerde istihdam artışına yol açarken, orta gelirli kesimde işgücü kaybına neden olabilir. Çünkü orta vasıflı işlerdeki görevlerin yapay zeka ile değiştirilmesi daha kolaydır.
Gelecek Çalıştayları
Fortune Workplace Innovation Summit, 19-20 Mayıs 2026 tarihlerinde Atlanta’da düzenlenecek ve yapay zeka, insanlık ve stratejinin işgücü piyasasını nasıl yeniden tanımladığını ele alacak.

