Yapay Zekâya Sorup Geliyorum: Yeni Bir Çağın Belirtileri
Giriş
Günümüzde yapay zekâ (YZ) teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, bireysel ve toplumsal yaşamda önemli değişikliklere yol açıyor. YZ’nin günlük rutinlerimize entegre olması, alışkanlıklarımızı, iletişim şeklimizi ve hatta düşünce süreçlerimizi etkiliyor. Yazar Haşmet Babaoğlu, son yazısında bu durumu gözlemlerini ve anekdotlarını paylaşarak mercek altına alıyor.
Kişisel Deneyimler ve Gözlemler
Babaoğlu, çevresindeki insanların YZ uygulamalarına olan artan ilgisini çarpıcı örneklerle aktarıyor. İşyerinde dolap çevrilip çevrilmediğini YZ’ye soran bir ahbab, eşinin laf arasında söylediği bir cümleyi YZ’ye danışan bir eş, en basit karışımları bile YZ’ye sormaya başlayan bir barista… Bu örnekler, YZ’nin hayatımızın her alanına nüfuz ettiğini gösteriyor. Yazar, bu durumun hem eğlenceli hem de düşündürücü olduğunu belirtiyor.
İş Alanındaki Değişimler ve Endişeler
Yapay zekânın yaygınlaşmasının iş gücü piyasası üzerindeki etkileri de önemli bir tartışma konusu. Babaoğlu, 2026 yılında YZ’nin yaygınlaşması nedeniyle küresel ölçekte 9 milyon iş alanının kaybolabileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, özellikle genç neslin geleceğiyle ilgili endişeleri artırıyor. Bir genç, yapay zekâya sorular sorarken, bu durumun iş arama sürecini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.
Berberin Yorumu ve Emeklilik Planları
Babaoğlu’nun bir diğer çarpıcı gözlemi ise berberinin mesleğine olan yaklaşımındaki değişim. Berber, robotların tıraş yapmasına henüz çok var dese de, “Robotların tıraş yapmasına daha çok var, değil mi ağabey? O zamana kadar zaten emekli ederiz kendimizi?” diyerek geleceğe dair kaygılarını dile getiriyor. Bu yorum, YZ’nin sadece iş kaybına değil, aynı zamanda mesleki kimlik ve emeklilik planları üzerindeki etkilerine de işaret ediyor.
Zekânın Anlamını Yitirmesi ve Şapşallaşma Endişesi
Yazar, yüksekokul mezunlarının henüz zekânın ne olduğunu tam bilemeden yapay zekâ çağına girdiklerini belirtiyor. Yapay zekâ, daha çok hızlı işlem ve analiz yeteneğine sahip bir araç olarak tanımlanırken, gelecekte ne hale geleceği belirsizliğini koruyor. Bu durum, insanların giderek “şapşallaştırılıyor” olma endişesini beraberinde getiriyor. Babaoğlu, bu soruyu bile YZ’ye sormanın ironisini vurguluyor.
Sonuç
Haşmet Babaoğlu’nun yazısı, yapay zekânın hayatımıza getirdiği yeniliklerin ve beraberinde getirdiği endişelerin çarpıcı bir portresini çiziyor. YZ’nin sunduğu kolaylıkların yanı sıra, bireysel ve toplumsal yaşam üzerindeki potansiyel etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yazar, okuyucularını bu yeni çağa uyum sağlarken dikkatli olmaya ve kendi zekâlarını geliştirmeye teşvik ediyor.
- Not Defteri: Yazar, Susan Sontag’ın “Yüksek sesle kendi kendisiyle konuşanlardan değilim ve şimdi sebebini biliyorum. Çünkü çok acı verici. Çünkü o zaman gerçekten yalnız hissediyorum.” sözünü hatırlatarak, içsel yalnızlık duygusunun önemine dikkat çekiyor.
Kaynak: Sabah Gazetesi, 05 Şubat 2026, Perşembe

