Türkiye Yüzyılı Vizyonu: Bölgesel İşbirlikleriyle Yeni Dönem

Giriş

Küresel güç dengelerinin hızla değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye, çok yönlü ve proaktif dış politika anlayışıyla bölgesel istikrarın ve işbirliğinin önemli bir aktörü haline geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ve Mısır’a gerçekleştirdiği son ziyaretler, bu stratejik vizyonun somut yansımaları olarak değerlendiriliyor.

Savunma ve Enerji İşbirliği

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki Milli 5. nesil savaş uçağı KAAN projesi kapsamındaki ortaklık, savunma sanayinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Ayrıca, Türkiye ile Mısır arasında imzalanan Askeri Çerçeve Anlaşması, uluslararası arenada dikkatle takip ediliyor. Bu savunma ve güvenlik alanındaki işbirlikleri, Türkiye’nin bölgesel güvenliğe katkısını artırmayı amaçlıyor.

Enerji Anlaşması

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan 2 milyar dolarlık güneş enerjisi anlaşması, Türkiye’nin “net-sıfır karbon” ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir adım. Bu anlaşma, Türkiye’nin stratejik bir ortakla enerji dönüşümünde teknoloji üretimine verdiği önemi gösteriyor.

Ticaret ve Ekonomik İşbirliği

Türkiye ile Mısır arasında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılmasına yönelik mutabakat, Doğu Akdeniz’den Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Bu durum, bölgesel ekonomik entegrasyonun ve refahın artırılmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Filistin ve Ortak Duruş

Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’ın Gazze ve Filistin meselesinde ortak duruş sergilemesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürütülen vicdan merkezli ve adalet temelli diplomasi anlayışının bir göstergesi. Batı dünyasının Filistin meselesinde uyguladığı çifte standart ise, ahlaki üstünlük iddialarını zayıflatıyor.

Batı ve Zihniyet

Alman Şansölyesi Merz’in Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaret sırasında ülkenin modernleşmesini Almanya’nın ilgisiyle ilişkilendirmesi, batının zihniyetinin güncel bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Batı’nın hala kendisini “onay makamı” olarak görme alışkanlığından kurtulamamış olması, 21. yüzyıl gerçekliğiyle bağını koparmış bir zihinsel konfor alanının ürünü olarak yorumlanıyor.

Yeni Ortaklıklar

Avrupa ülkelerinin, ABD’nin Trump yönetimiyle Atlantik İttifakı ruhunu terk etmesiyle birlikte yeni ortaklıklar arayışına girmesi, Türkiye’nin bölgesel önemini artırıyor. Ancak bu arayışlar, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde değil, hiyerarşik reflekslerle yürütülmekte. Bu durum, batının gerçek anlamda zihinsel dönüşümün uzağında olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin Rolü

Türkiye, yükselen ekonomilerde özgüvene dayalı zihinsel dönüşümü en erken okuyan ülkelerden biri konumunda. 1. ve 2. komşu ülkelerle karşılıklı güvene dayalı bir diplomasi modeli inşa ediyor. Türkiye’nin sunduğu işbirliği anlayışı, batının alışık olduğu buyurgan kalıplarla taban tabana zıt. Türkiye Yüzyılı Vizyonu, bağımsız savunma sanayi, dirençli ekonomi, çok boyutlu diplomasi ve bölgesel liderlik üzerine kurulu.

Gelecek

Suudi Arabistan ve Mısır ile geliştirilen yeni stratejik ortaklıklar, Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sahadaki en güçlü tezahürünü oluşturuyor. Türkiye, krizlere tepki veren değil, yeni düzenin parametrelerini şekillendiren bir aktör konumunda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, bölgesel barışın, ekonomik entegrasyonun ve ortak kalkınmanın mimarı olma yolunda ilerlemekte. Türkiye, çok kutuplu dünyada merkez ülke konumuna taşıyan stratejik hamleler atmaya devam edecek.

  • Kaynak: Turkuvaz Medya Grubu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir