ABD Ekonomisi Barbell Şekline Girdi, Orta Sınıf Baskı Altında
ABD Ekonomisi “Barbell” Şekline Girdi, Orta Sınıf Baskı Altında
Ekonomideki Yeni Trend: “Barbell” Ekonomisi ve Orta Sınıfın Çöküş Tehlikesi
ABD ekonomisi ilk verilere göre 2026’da dayanıklı görünse de, Federal Rezerv’in uyguladığı yumuşak iniş stratejisi yanıltıcı olabilir. Toplam ekonomik veriler yanıltıcı olabilirken, detaylı inceleme yapıldığında ekonomik sistemin kırılganlığı ortaya çıkmaktadır. Ekonomistlerin yaptığı analizlere göre, ABD ekonomisi “K” şeklindeki toparlanmadan “Barbell” (dambıl) ekonomisine geçiş yapmıştır. Bu modelde, zenginlik ve güvensizlik arasındaki uç noktalar ağırlıklı olup, orta sınıf bu ağırlığın altında ezilmektedir.
“Barbell” Ekonomisi Nedir?
“Barbell” ekonomisi, zenginlik ve güvensizliğin uç noktalarında yoğunlaşan, orta sınıfın giderek zayıfladığı bir ekonomik yapıyı ifade eder. Ekonomistler, kadınların ve renkli kişilerin sağladığı geleneksel ekonomik dengeleyici unsurların ortadan kalkmasıyla, tek bir başarısızlık noktası yaratıldığını belirtiyorlar. Bu durum, büyük bir motor gücüne sahip ancak yetersiz fren mekanizmalarına sahip bir ekonomi anlamına gelmektedir.
Risk Faktörleri: Üst Sınıfın İstikrarsızlığı
Son üç yıldır şirketler, “premium” (lüks) tüketicilere odaklanma stratejisi izlemişlerdir. Ancak bu strateji, riskleri yanlış değerlendirme üzerine kurulmuştur. Üst gelir grubunun refahı, ücret artışlarından ziyade sermaye getirileriyle doğrudan ilişkilidir. 2025 yılında, ekonomik büyümenin %70’i sadece gelirlerin %20’si tarafından sağlanmıştır. Bu tüketiciler, maaşlarını değil, piyasa balonuna bağlı kağıt kazançlarını harcamaktadırlar. CAPE oranı (Düzeltilmiş Fiyat/Kazanç) Dot-Com balonundan bu yana en yüksek seviyede bulunmaktadır. En değerli 10 şirketin S&P 500’ün değerinin %40’ini oluşturması, önemli bir yoğunlaşma riskini işaret etmektedir.
Orta Sınıfın Geri Çekilmesi
Aspirational (aspirasyonel) tüketici, yani 80-95 yüzdelik dilimdeki ücretli profesyoneller, lüks harcamalarını yaklaşık %35 oranında azaltmışlardır. Bu durum, ekonominin 95-99 yüzdelik dilimdeki, varlıklı hane halklarına bağımlı hale geldiğini göstermektedir. Bu varlıklı grup, portföy dengeleriyle psikolojik olarak bağlantılı oldukları için harcamalarını dondurabilirler. S&P 500 düştüğünde, kendilerini daha yoksul hisseder ve harcama yapmaktan kaçınırlar.
Kaybolan Taban: Redundansın Yokluğu
Portföy teorisine göre, yedeklilik güvenlik demektir. Volatil varlıklar, istikrarlı varlıklarla güvence altına alınır. Tarihsel olarak, kadınlar ve renkli kişiler, finansal piyasaların donması durumunda ekonomiyi canlı tutan, bakım, gıda ve toplumsal hizmetler için esnek talebi sağlayarak bu işlevi görmüşlerdir. Ancak bu taban ortadan kaldırılmıştır. Üst %20 kağıt kazançları harcarken, alt %80, gölge borçlarla geçimini sağlamaya çalışmaktadır ve pandemi döneminde biriktirdikleri tasarrufları tüketmişlerdir.
Demografik Sorunlar ve İşsizlik
Analizlere göre, ekonomik tampon görevi gören “dambılun sapı” yok edilmiştir:
- Siyah Kadınlar: İşsizlik oranı %7,31’e yükselmiş, bu oran ülke ortalamasının neredeyse iki katıdır.
- Latin Kadınlar: En hızlı büyüyen girişimci grup olmasına rağmen, işletmelerinin %63’ü yüksek faiz oranları nedeniyle zorlanmaktadır.
- Asyalı Amerikalı Kadınlar: “Model azınlık” miti nedeniyle genellikle göz ardı edilen bu grup, yüksek gelirli alanlarda beyaz erkek meslektaşlarına göre yıllık 17.000 dolar daha az kazanmaktadır.
- Yerli Amerikalı Kadınlar: Ülkede en büyük ücret açığıyla karşı karşıya olan bu grup, yapısal silinme riski altındadır.
Finansal Riskler ve Otomotiv Kredileri
Alt primli otomotiv kredi piyasası kırmızı alarm verirken, riskler sadece oto galerilerle sınırlı kalmayıp, emekli fonları ve sigorta şirketleri tarafından tutulan varlık destekli menkul kıymetlere (ABS) doğru kaymaktadır. Ekonominin AAA derecesine sahip bir finansal sistem inşa etmenin, alt primli bir işgücünün sırtında yapılamayacağı acı bir şekilde öğrenilmektedir.
Sonuç
Şirketlerin premium tüketicilere odaklanması, demografik yoğunlaşma nedeniyle bir tuzak haline gelmiştir. Ekonominin sürdürülebilirliği için, tüm kesimlerin katılımını sağlayan ve demografik dengeleri koruyan politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir.

