ABD ile ‘Kazan-Kazan’ Ilkesine Dayalı İlişkiler

Türkiye-ABD İlişkilerinin Son 25 Yılı: Kazan-Kazan İlkesi

Türkçe haber editörümüz Kerem Alkin, ABD ile Türkiye arasındaki siyasi, diplomatik, ticari ve askeri ilişkilerin son 25 yılına yönelik genel tabloyu pazartesi günkü yazıda özetlemiştim. Başkan Trump’ın ikinci başkanlık dönemine yönelik olarak, bilhassa Sayın Cumhurbaşkanımız ile Başkan Trump arasında güven odaklı diyalog kritik önemde fırsatlara işaret ediyor.

Trump’ın Ekibi ve Siyonist, Uç Liberal Siyasetçiler

Bilhassa Trump’ın ekibinde de yer alan ve Vaşington’a çöreklenmiş siyonist, uç liberal siyasetçiler, bürokratlar arasında ‘tescilli’ Türkiye karşıtlarının hizaya getirilmesi suretiyle, iki ülke arasında ilişkilerin ‘kazan-kazan’ ilkesine dayalı yeni bir düzeye geçmesine imkan verebilir.

ABD’nin Kibirli Tavrı

21. Yüzyıl’ın ilk çeyreği geride kalırken, karşımızdaki küresel ekonomi-politik tablo ve G7/E7 rekabeti , ABD’nin her yaptığına, her dediğine ‘eyvallah’ diyecek bir küresel düzenin artık kalmadığının kabullenilmesini gerektiriyor.

BRICS ve Şanghay İşbirliği Teşkilatı

BRICS veya Şanghay İşbirliği Teşkilatı içerisinde yer alan yükselen gelişmekte olan ülkelerin hangi saiklerle uluslararası alanda yeni işbirliği arayışları içerisinde olduklarını ABD yönetiminin iyi okuması, iyi irdelemesi, kibirli davranarak görmemezlikten gelmemesi gerekmekte.

ABD’nin Son 25 Yılındaki En Ciddi Hatası

Irak’a müdehale için yalan söylemekten geri kalmamak, tüm askeri operasyonlarda milyonlarca masum sivil insanın ölümüne kılını dahi kıpırdatmamak, Vietnam ‘dan sonra Afganistan ‘dan başarısızlıkla geri çekilmek, ‘nerede hata yapıyoruz’un daha fazla sorgulanmasını gerektirirdi.

Türkiye-ABD İlişkilerinin Yeni Düzeye Geçmesi

Bu nedenle, gerek BRICS ‘in yanına ‘artı’ (+) ifadesinin eklenmesi ile üye, gözlemci ve stratejik ortak ülke sayısınını artması, gerekse de Şanghay İşbirliği Teşkilatı ‘nın son zirvesinde bir araya gelen devlet ve hükümet başkanlarının sayısı, Vaşington’un üzerine hassasiyetle eğilmesi gereken gelişmeler olmalı.

  • ABD Kongresi’ne para akıtan lobilerin hakimiyetinde bir ‘demokrasi’ ile, 80 yıldır ABD’nin müttefiki olarak sayısız bedel ödemiş, maliyete katlanmış Türkiye gibi paha biçilmez değerde bir ülke için, ilişkileri ‘kazan-kazan’ ilkesi ne dayalı yeni bir düzeye çıkarmakta isteksiz davranmayı sürdürmek, ABD’nin önünde sonunda çok pişman olacağı bir tercih olacak.

Bu nedenle, Başkan Trump’ın Türkiye-ABD ilişkilerinin siyasi, ekonomik, ticari ve askeri düzeyde büyük bir ilerleme kaydetmesi için ortaya koyduğu samimi çabalar ın gerek ekibi, gerekse de ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi kanat tarafından katma değer oluşturacak şekilde benimsenmesi, küresel sistemde liderlik rolünü güçlü bir şekilde devam ettirmek isteyen ABD’nin menfaatine olacaktır.

Yoksa, her daim ‘yeni bir dünya kurulur’ , Türkiye de, küresel ve bölgesel ‘oyun kurucu’ ülke olarak yeni dünya düzeninde her zaman hakkettiği yeri bulur. Hele ki, Cumhurbaşkanımız Erdoğan gibi güçlü, kararlı ve vizyoner bir liderle, Türkiye’nin küresel ekonomi- politik sistemdeki uluslararası algısınının ona katlandığı, Türkiye’nin Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayetlerinde tarihi hamleler yaptığı böyle bir dönemde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir