ABD’nin 250. Yıl Dönümü: Amerikan Rüyası Soluyor mu?

Amerikan Rüyası‘nın Gölgesinde 250. Yıl Dönümü

Amerika Birleşik Devletleri, 2026 yılının Temmuz ayında 250. yıl dönümünü kutlayacak. Bu önemli dönüm noktasında, ülkenin kimliğinin merkezinde yer alan “Amerikan Rüyası” kavramı yeniden değerlendirmeye alınırken, genç nesillerin ebeveynlerinden daha az kazanacağı ilk kez yaşanıyor. Tarihçi James Truslow Adams tarafından 1930’larda ortaya atılan bu kavram, Amerika’nın kuruluşundan bu yana bireysel ve kolektif umutların ve arzuların gerçekleşebileceği bir ülke olarak algılanmasına katkıda bulunmuştur. Bağımsızlık Bildirgesi’nin vaat ettiği “hayat, özgürlük ve mutluluğun peşinde koşma” ideali de bu yüksek beklentileri yansıtmaktadır.

Amerikan Rüyası’nın Tanımı ve İçeriği

Sosyal bilimci olarak yürütülen araştırmalar, Amerikalıların Amerikan Rüyası’nı nasıl tanımladıklarını anlamayı amaçlamıştır. Sokakta yaşayan yaşlı bir adamdan milyarder bir girişimciye kadar birçok kişiyle yapılan görüşmelerde, Amerikan Rüyası’nın üç temel unsuru öne çıkmıştır:

  • Ekonomik Güvenlik: Çalışmak ve kurallara uymak karşılığında finansal olarak güvence altına alınmış bir hayat beklentisi. Bu, ev sahibi olmak, çocuk yetiştirebilmek ve rahat bir emeklilik geçirebilmek anlamına gelir.
  • Umut ve İyimserlik: Kişisel gelişim ve ülkenin en iyi günlerinin geleceğine dair inanç. Her neslin bir önceki nesilden daha iyi durumda olması ve ekonomik hareketliliğin bu durumu sağlaması gerektiği düşünülmektedir.
  • Özgürlük: Umutları gerçekleştirmek ve potansiyelini tam olarak kullanmak için özgürlüğe sahip olmak. Amerika’nın, bireylere istedikleri hayatı yaşama özgürlüğü tanıdığı düşünülmektedir.

Amerikan Rüyası’na Ulaşmak Zorlaşıyor mu?

Ekonomik olarak güvence altına alınmış bir hayat beklentisi giderek zorlaşıyor. 1973’ten beri erkek işçilerin ortalama ücretleri önemli ölçüde artmamıştır. Ekonomik yapıdaki değişimler, düşük ücretli ve geçici işlerin sayısını artırmıştır. Bu durum, sağlık sigortası gibi sosyal haklardan mahrum kalan işçiler için daha da zorlayıcı olmuştur. Özellikle kamyon şoförleri ve postacılar gibi daha az becerili işçiler, gelirlerinde gerileme yaşamıştır. Aynı zamanda konut, sağlık hizmetleri, çocuk bakımı ve yüksek öğrenim masrafları son 40 yılda önemli ölçüde yükselmiştir.

Nesilden nesile ekonomik olarak daha iyi olma beklentisi de sarsılmaktadır. Genç nesiller, ebeveynlerinden daha az kazanacakları ilk nesil olma durumundadır. Orta sınıfın küçülmesinin nedenlerinden biri, daha fazla insanın yüksek gelirli kesime girmesidir. Ancak bu durum, genel olarak genç nesillerin ekonomik durumunun gerilemesine yol açmaktadır. Düşük gelirli çalışanlar için ekonomik hareketliliğin yavaşlaması da fırsat merdivenini tırmanmayı zorlaştırmaktadır.

Özgürlük Hissi Azalıyor

Amerikalıların yaşamları ve gelecekleri üzerinde daha az kontrol hissettikleri yönünde artan bir memnuniyetsizlik söz konusudur. Gallup anketlerine göre, “Bu ülkede, hayatınızla ilgili ne yapacağınıza karar verme özgürlüğünüz konusunda memnun musunuz?” sorusuna verilen olumlu yanıtların oranı son yirmi yılda önemli ölçüde azalmıştır. 2007’de %87 olan bu oran, 2024’te %72’ye düşmüştür. Kadınlarda bu düşüş daha da belirgindir; 2007’de %85 olan oran 2024’te %66’ya gerilemiştir. Bu oran, Gallup anketine katılan en zengin ülkelerin ortalamasının altında kalmıştır.

Milken Center for Advancing the American Dream gibi yeni kurumlar, Amerikan Rüyası’nı kutlamayı ve tarihini yaşatmayı amaçlamaktadır. Ancak, ekonomik zorluklar ve özgürlük hissinin azalması, Amerikan Rüyası’nın geleceği hakkında ciddi soruları gündeme getirmektedir.

Haberin Diğer Kareleri

Umutlar, hayaller, gelecek Değişen Amerika, belirsiz bir yol

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir