Aşkın Sıra Dışı Yüzleri: Klasiklerden Farklı 5 Romantik Film
Sevgililer Günü Alternatifleri: Sıra Dışı Romantik Filmler
Sevgililer Günü yaklaştı ve romantik komedilerle dolu bir haftaya girdik. Ancak, “The Notebook” veya “When Harry Met Sally” gibi klasikleşmiş yapımların ötesine geçmek isteyenler için farklı bir seçenek sunuyoruz. Aşkın tuhaf, beklenmedik ve alışılmadık hallerini keşfetmeye hazır olun. Çünkü aşk, her şeyden önce tuhaf olabiliyor.
Bu hafta, “Watch With Us” ekibi, sıra dışı ilişkileri, farklı dinamikleri ve alışılmadık partnerleri konu alan beş farklı romantik filmi derledi. Harold ve Maude’den, Daniel Day-Lewis’in başrolünde olduğu Phantom Thread’e kadar bu filmler, alışılmışın dışında aşk hikayeleri sunuyor.
1. Harold ve Maude (1971)
Film, intiharla başı dertte olan genç Harold Chasen’in (Bud Cort) ölüm takıntısı üzerine başlıyor. Hayattan umutsuzluğa kapılmış Harold, 79 yaşındaki eksantrik Maude (Ruth Gordon) ile tanışır ve ikili, beklenmedik bir arkadaşlık kurar. Harold gerçek dünyadan kaçarken, Maude hayatın tadını çıkarır ve her anı dolu dolu yaşamaya çalışır. Zıt karakterlere sahip olsalar da, bu farklılıklar onları birbirine çeker ve arkadaşlıkları daha da derinleşir.
Hal Ashby’nin yönettiği bu sıra dışı klasik, 20 yaşındaki bir gencin 79 yaşındaki bir kadınla girdiği romantik ilişki üzerinden hayatın anlamını sorguluyor. Tabu bir konuyu ele alsa da, hem komik hem de dokunaklı bir şekilde, aşkın ve hayatın farklı yüzlerini gözler önüne seriyor.
2. Lars ve Gerçek Kız (2007)
Sosyal açıdan çekingen ve utangaç Lars (Ryan Gosling), kadınlarla ilişki kurmakta zorlanmaktadır. Kardeşi Gus (Paul Schneider) ve kardeşi Karin (Emily Mortimer) sürekli Lars’ın endişelenmesine neden olur. Ancak Lars, internet üzerinden tanıştığı biriyle ilişkisi olduğunu iddia ettiğinde, kardeşler sevinir. Ancak tanıştıkları kişi, gerçekçi bir bebek olan Bianca’dır. Lars’ın terapisti (Patricia Clarkson), Lars’ın bu hayal dünyasını yaşamasına izin vermesi gerektiğine inanır ve Lars’ın ailesi ve topluluğu da bu duruma katılır.
Lars ve Gerçek Kız, sıra dışı bir önermeyi ele alarak, yalnızlığın ve travmadan iyileşme sürecinin samimi bir portresini çiziyor. Yönetmen Craig Gillespie, Lars’ın cinsel olmayan ilişkisini uzun süren bir espri unsuru olarak görmez, aksine Lars’ın gerçek duygularını ve çevresindekilerin sevgisini ve endişesini göz önünde bulundurur. Bu sayede, bir adamın seks bebeklerine olan aşkını bile şaşırtıcı derecede tatlı bir filme dönüştürmeyi başarır.
3. Swiss Army Man (2016)
Hank Thompson (Paul Dano), uzun zamandır ıssız bir adada mahsur kalmıştır ve intihar etmeye karar verirken, kıyıya ceset (Daniel Radcliffe) vurur. Hank, mucizevi bir şekilde cesedin gazlı vücudunu kullanarak bir motor gibi kullanır ve karaya doğru yol alır. Karaya vardığında Hank, geniş vahşi arazide nasıl ilerleyeceğini ve evine nasıl döneceğini bulmak zorundadır. Neyse ki Hank yalnız değildir – ceset konuşabildiği gibi, hayatta kalmasına yardımcı olacak çok amaçlı kullanımlara da sahiptir. Eve dönüş yolculuğu sırasında, Hank, Manny adını verdiği cesetle giderek güçlenen bir bağ kurar ve eski hayatından aradığını bulur.
The Daniels ikilisi, “Everything Everywhere All at Once” ile birçok Akademi Ödülü kazandıktan sonra, bir adamın cesetle aşk yaşaması üzerine bir film çekmiştir. Tuhaf ve özgün olan bu film, neşeli bir enerjiyle yönetilmiş, akılda kalıcı bir müzikle ve Dano ve Radcliffe’in etkileyici performanslarıyla öne çıkıyor.
4. Sekreter (2002)
Zihinsel sağlık sorunları geçmişine sahip genç bir kadın olan Lee Holloway (Maggie Gyllenhaal), hastaneden taburcu olur ve ailesiyle yaşamaya başlar. İş arayan Lee, tuhaf ve talepkar bir avukat olan E. Edward Grey (James Spader) için sekreterlik ilanına cevap verir. Sert, eleştirel ve son derece baskın olan Edward, Lee’de beklenmedik bir çekicilik uyandırır.
Sekreter, alışılmadık bir aşk hikayesini ele alarak, güç dinamikleri ve psikolojik karmaşıklıklar üzerine odaklanıyor.

