Deli Teorisinin Gölgesinde: Trump’ın Stratejisi ve Uluslararası İlişkiler
“Deli Teorisi” Ne Anlama Geliyor?
Donald Trump‘ın politikadaki ani değişiklikleri ve beklenmedik hamleleri, uluslararası ilişkilerde uzun süredir var olan bir stratejiyi akla getiriyor: “Deli Teorisi” (Madman Theory). Bu teori, bir liderin aşırı ve çılgın eylemlerde bulunma potansiyelini göstererek, rakiplerini korkutmayı ve avantaj elde etmeyi amaçlar. Tariflerin bir anda uygulanıp sonra geri çekilmesi, askeri müdahalelerin gündeme gelip ardından rafa kaldırılması gibi durumlar, bu teorinin günümüzdeki yansımaları olarak değerlendiriliyor.
Teorinin Kökenleri ve Richard Nixon
Uluslararası ilişkiler uzmanları Daniel Ellsberg ve Thomas Schelling tarafından tanımlanan “Deli Teorisi”, Soğuk Savaş döneminde şekillenmiştir. Teorinin temelinde, aşırı eylemlerde bulunma potansiyelini göstererek, rakiplerin risk hesaplamalarını etkilemek ve tırmanma korkusunu artırmak yatmaktadır. Richard Nixon, Vietnam Savaşı’nda Kuzey Vietnam’ı teslim almaya çalışırken bu yaklaşımı kullandığını belirtmiştir. Nixon’ın 1969’da ABD askeri güçlerini nükleer alarma geçirmesi, Sovyetlerin dikkatini çekmiş ve temkinli davranmalarına neden olmuş olabilir.
“Deli Teorisi”nin Uygulanabilmesi İçin Gereken Koşullar
“Deli Teorisi”nin İşler Yürütmesi İçin Koşullar
Teorinin başarılı olabilmesi için belirli koşulların sağlanması gerekmektedir. Bu koşullar şunlardır:
- Bilgi Kıtlığı: Soğuk Savaş döneminde, bilgi akışı günümüzdeki kadar hızlı ve geniş kapsamlı değildi. Bu durum, bir liderin çılgın görünmesine rağmen, bu durumun anında deşifre edilmesini engelliyordu.
- Kararlı ve Riskten Kaçınan Rakip: Nixon’ın stratejisi, Sovyet liderlerinin riskten kaçınma eğilimleri sayesinde etkili olmuştur. Sovyetler, yanlış bir hesaplamanın kendi yıkımlarına yol açabileceğine inanıyordu.
- Diğer Alanlarda Tutumluluk: “Deli” imajı, diğer alanlarda kontrol ve düzenliliğin gösterildiği bir sistemin parçası olduğunda daha etkili olur. Bu durum, liderin görünürdeki düzensiz davranışının istisnai bir durum olarak algılanmasını sağlar.
Günümüz Dünyasında “Deli Teorisi”nin Etkinliği
Günümüz dünyasında, bu üç koşulun büyük ölçüde ortadan kalktığı görülmektedir. Sosyal medya ve internet sayesinde bilgi anında yayılıyor ve liderlerin eylemleri kamuoyunun incelemesine açık hale geliyor. Ayrıca, İran, Rusya ve Çin gibi ülkeler, zaten istikrarsız ve adaletsiz bir dünya algısına sahip oldukları için, görünürdeki irrasyonel davranışlardan etkilenmiyorlar. Aksine, bu tür davranışlar, provokasyon olarak algılanabilir.
Trump’ın Uygulamaları ve Sonuçları
Donald Trump’ın politikaları, “Deli Teorisi”ni uygulamaya çalıştığı yönünde yorumlanmıştır. Ancak, Trump’ın ani tehditleri, geri çekilmeleri ve tutarsız açıklamaları, beklenen etkiyi yaratamamıştır. Aksine, bu durum, liderin ne yapacağını tahmin etmeyi kolaylaştırmış ve stratejinin etkinliğini azaltmıştır. Örneğin, İran’a uygulanan baskılar net bir hedef belirlemeden yapılmış ve Greenland ile ilgili tehditler NATO ile ilişkileri germiştir.
“Deli Teorisi”nin Geleceği
Günümüzdeki uluslararası ilişkiler ortamında, “Deli Teorisi”nin uygulanması giderek zorlaşmaktadır. Tehditler artık kamuoyunda yankı uyandırmıyor, müttefikler risklerini azaltmak için adımlar atıyor ve düşmanlar ise sınırları test ediyor. Bu nedenle, “Deli Teorisi”nin geleceği belirsizliğini koruyor. Ancak, belirli koşulların sağlandığı sınırlı durumlarda, belirsizlik stratejisi hala etkili olabilir.
Samuel Corum/Getty Images aracılığıyla Donald Trump’ın değişkenliği, öngörülebilir hale gelmeye başladı.
Haberin Diğer Kareleri



