Dünyada 2.2 Milyar İnsan Sağlıklı İçme Suyuna Erişemiyor
Dünya Su Günü vesilesiyle yapılan değerlendirmelerde, küresel su krizinin derinleştiği ve 2.2 milyar insanın sağlıklı içme suyuna erişim sorunu yaşadığı vurgulandı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, konuya dikkat çekerek güvenli suya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu belirtti.
Küresel Su Krizi ve Eşitsizlikler
Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı olan Prof. Dr. Karaosmanoğlu, küresel su krizinin sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik boyutları da bulunan karmaşık bir sorun olduğunu ifade etti. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliği ile temiz su ve sanitasyon hedeflerinin birlikte ele alınmasının önemini vurguladı.
Kadınlar Su Yükünün Büyük Bir Kısmını Taşımakta
Prof. Dr. Karaosmanoğlu, suya erişimde yaşanan eşitsizliklerin giderek arttığına dikkat çekerek, “Küresel su krizi herkesi etkiliyor ancak bu etki eşit dağılmıyor. En büyük yükü kadınlar ve kız çocukları taşıyor” dedi. “Suyun aktığı yerde eşitlik büyür” şeklinde de ekledi.
Verilere göre dünyada 1 milyardan fazla kadının güvenli içme suyuna erişimi bulunmamaktadır. Ayrıca, dünya genelinde 1,8 milyardan fazla hanede içme suyu hizmeti olmadığı belirtildi. Kadınların dörtte birinden fazlası su temini konusunda sorumluluk taşımakta ve bazı bölgelerde erkeklere kıyasla üç kat daha fazla zaman harcayarak günde toplam 250 milyon saat su toplama işine dahil olmaktadır.
Halk Sağlığı Sorunu ve Kadınların Katılımının Önemi
Güvenli Su Olmaması Hayat Kayıplarına Neden Oluyor
Prof. Dr. Karaosmanoğlu, güvenli olmayan su kaynakları, sanitasyon koşulları ve hijyen eksikliği nedeniyle her gün yaklaşık 1000 çocuğun hayatını kaybettiğini belirterek bu durumun küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.
Su yönetimi süreçlerine kadınların katılımının sınırlı olduğuna işaret eden Karaosmanoğlu, “Ülkelerin yaklaşık yüzde 14’ünde kadınların su yönetimine eşit katılımını sağlayacak mekanizmalar bulunmuyor. Bu da sürdürülebilir çözümlerin önünde önemli bir engel oluşturuyor” diye konuştu.
Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği
Tatlı Su Kaynakları Azalıyor
Prof. Dr. Karaosmanoğlu, yeryüzündeki suyun sadece yüzde 2,5’inin tatlı su olduğunu ve bunun da büyük bölümünün buzullarda veya yer altı sularında bulunduğunu hatırlattı. Tatlı su kaynaklarının çok küçük bir kısmının doğrudan kullanılabilir durumda olduğuna dikkat çekti.
İklim değişikliğinin su döngüsü üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Karaosmanoğlu, “İklim değişikliğiyle birlikte su döngüsü öngörülemez hale geliyor. Bu durum barınma, enerji, gıda ve sağlık gibi temel alanlarda riskleri artırıyor. Türler yok oluyor, geçim kaynakları zarar görüyor ve geleceğimiz tehdit altına giriyor” şeklinde konuştu.
Tüm Paydaşların Ortak Sorumluluk Bilinciyle Hareket Etmesi Gerekiyor
- Suyun yalnızca içme ihtiyacı için değil, tarım, sanayi ve enerji üretimi için de vazgeçilmez bir kaynak olduğu belirtildi.
- Su kaynaklarının turizmden gıda üretimine kadar pek çok sektörde ekonomik değer yarattığı vurgulandı.
- Sürdürülebilir üretim ve tüketim anlayışıyla suyun korunması ve verimli kullanılmasının zorunlu olduğu ifade edildi.
- Dünyada 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Güvenli suya erişim temel bir insan hakkıdır. Daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçmeliyiz.
Prof. Dr. Karaosmanoğlu, su kaynaklarının yönetimi konusunda sivil toplum kuruluşlarının önemli rol oynadığını ve tüm kesimlerin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca kadınların güçlendirilmesinin hem toplumsal eşitlik açısından hem de su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

