Ekonomistler Uyarıyor: Trump Ekonomisi Hayat Boyunca En Muhafazakar Olmayan
Trump‘ın Ekonomisi Beklentileri Karşılamadı
ABD’de Donald Trump’ın yeniden seçilme kampanyası, düzenlemeleri azaltma ve vergi indirimleri yapma vaatleriyle yürütülüyordu. Ancak, ekonomistler Trump’ın uygulamaya koyduğu politikaların, küçük ölçekli muhafazakar ideallere değil, 20. yüzyılın başlarındaki korumacı ve müdahaleci uygulamalara benzediğini belirtiyor. Michigan Üniversitesi ekonomisti Justin Wolfers, MeidasTouch’a verdiği ropörtajda, “Bu benim hayatımdaki en müdahaleci hükümet ve aynı zamanda benim hayatımdaki en muhafazakar olmayan hükümet” dedi.
Wolfers’ın Endişeleri: Kaybedilen Fırsatlar ve Büyüme
Wolfers, Trump’ın federal kurumların bağımsızlığını zayıflatmasına ve özel sektör kararlarına müdahale etme eğilimine dikkat çekerek, ekonomiyi verimli ve öngörülebilir bir yoldan uzaklaştırdığını savundu. Ekonomist, bunun bir nesil için kaybedilen fırsatlara ve büyüme eksikliğine yol açabileceği konusunda uyardı. Wolfers, daha önce Trump’ın ekonomisini, özellikle de tarifeler uygulamasını İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması (Brexit) ile karşılaştırmıştı.
Brexit ile Paralellikler ve Ekonomik Etkiler
Wolfers, Brexit’in İngiltere ekonomisi üzerindeki izolasyonist etkisine yıllardır eleştiriler yöneltiyor ve bunun stagnant büyüme ve yüksek işsizliğe yol açtığını belirtiyor. ABD’nin Avrupa ve İngiltere ile ticaret savaşlarının tırmanmasıyla ilgili olarak, “Amerika da aynı senaryoyu izlemek zorunda kalacak” demişti. Ekonomik veriler, Brexit’in İngiltere ekonomisini kalıcı olarak olumsuz etkilediğini gösteriyor. Araştırmalar, İngiltere’nin kişi başına düşen GSYH’sinin 2024-25 yıllarında Brexit olmasaydı yaklaşık %6-8 daha yüksek olacağını gösteriyor.
Trump’ın Politikalarındaki Tutarsızlıklar
Trump, düzenlemeleri azaltma ve şirketler ile zengin Amerikalılar için vergi indirimleri yapma vaatlerini yerine getirse de, Wolfers, diğer politikaların son dönemdeki Cumhuriyetçi başkanların ekonomileriyle tutarlı olmadığını vurguladı. Trump yönetimi, bazı şirketlere hükümetin düzenleyici gücünü kullanarak, rekabet davalarına müdahale ederek veya federal onayı gerektiren birleşmeler hakkında şüphe uyandırarak yaklaştı. Ayrıca, yönetimin özel sektörde hisse veya ortaklık payları satın alarak daha aktif bir rol üstlendiği görülüyor. Geçtiğimiz yıl, hükümet bu tür anlaşmalara 10 milyar doların üzerinde vergi mükellefi fonu ayırdı, bunların çoğu çip üreticisi Intel’de %9,9’luk bir pay elde etmek için yönlendirildi.
Kurum Bağımsızlığına Müdahale ve Riskler
Wolfers, Trump’ın federal kurumların bağımsızlığını sürekli olarak zayıflatmasına dikkat çekti. Örneğin, olumsuz bir istihdam raporunun ardından İşgücü İstatistikleri Bürosu’nun başını görevden aldı ve Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell’ı defalarca taciz etti ve görevden alma tehditlerinde bulundu. Federal Rezerv Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’u görevden alma girişimi ve Adalet Bakanlığı’nın Cook’a yönelik mortgage sahtekarlığı soruşturması da dikkat çekici gelişmeler arasında yer alıyor. Jamie Dimon gibi önde gelen CEO’lar, merkez bankası bağımsızlığının zayıflatılmasının potansiyel tehlikeleri konusunda uyarıda bulundular. Türkiye, bu tür eylemlerin nelere yol açabileceğine dair bir örnek teşkil ediyor.
Ekonomik Gelecek ve Uzun Vadeli Düşünce
Wolfers, bu davranışların dünyanın en zengin uluslarından biri olan ABD’nin rolüyle tutarsız olduğunu belirtti. Ekonomik güvenin azalması ve ekonomik verilerin güvenilirliğinin azalması, gelecekteki potansiyel büyümenin önemsizleşmesine yol açabilir. Wolfers, “Bir sonraki çeyreği değil, bir sonraki yılı düşünmeyin ve hatta bir resesyondan bile göz yumun. Çok daha derin soruyu sorun: Refahın temelleri nelerdir?” diye sordu. Bir on yıl sonra, kurulmamış şirketler olacak. Piyasa istikrarı için tehditlerin yanı sıra, diğer ekonomistler ve bilim insanları, Trump’ın politikalarının, tarifeler ve federa desteğinin kesilmesi gibi, olumsuz sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundular.
- Justin Wolfers: Michigan Üniversitesi ekonomisti
- MeidasTouch: İlerici haber ağı
- Brexit: İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması
- Intel: Çip üreticisi
- Jamie Dimon: Önde gelen CEO

