Epstein Belgeleri TikTok’ta İçerik Üretimiyle Viral Hale Geldi

Epstein Belgeleri TikTok‘ta Yeni Bir Trend Yaratıyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı Jeffrey Epstein ile ilgili 3 milyondan fazla belge, TikTok platformunda büyük bir içerik akışına yol açtı. Kullanıcılar, gizemli e-postalara, FBI ipuçlarına ve karartılmış isimlere odaklanarak çeşitli teoriler öne sürüyor. Bu durum, dijital adalet arayışı, komplo teorileri ve dikkat çekme çabalarının tuhaf bir karışımını ortaya çıkarıyor.

Belgelerdeki Gizemli E-postalar ve Spekülasyonlar

TikTok kullanıcıları, Epstein’in e-postalarındaki şifreli ifadeleri çözmeye çalışıyor. Örneğin, bir e-postada yer alan “I am in china I will be in the US 2nd week of may” ifadesi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Çin ziyaretleriyle ilişkilendirilerek tartışma yaratmış. Bir TikTok kullanıcısı, bu durumun Netanyahu’nun Çin’deki temaslarıyla örtüştüğünü ve “torture” kelimesinin Filistinli tutuklulara yönelik kötü muameleyi ima edebileceğini öne sürmüş. Bu video yaklaşık 700 bin görüntüleme almış.

Başka bir TikTok kullanıcısı ise Netanyahu’nun o dönemde Kudüs’te Çinli yetkililerle görüştüğünü belirterek ilk videoyu eleştirmiş. Kullanıcı, Peter Mandelson’ın uçuş rotasını ve Senatör Lindsey Graham’ın Beijing ziyareti görüntülerini paylaşarak, e-postadaki “Sent from my BlackBerry” imzasının da potansiyel bir kanıt olabileceğini savunmuş. Bu durum, kullanıcılar arasında Bill Gates ve Elon Musk gibi isimlerin gündeme gelmesine neden olmuş. Ancak, e-postanın asıl sahibinin Sultan Ahmed bin Sulayem olduğu daha sonra tespit edilmiş.

Adalet Arayışı ve Kurumsal Güvensizlik

Epstein belgelerinin yayınlanması, uzun zamandır var olan kurumsal güvensizliği ve adalet arayışını körüklemiş durumda. Daha önce Vanity Fair dergisinin yayın yönetmeni, Epstein’in onu korkutmak için kapısının önüne kedi kafası ve mermi koyduğunu iddia etmiş. ABC News’te yayınlanan bir ses kaydında, sunucu Amy Robach’ın Epstein hakkındaki daha önceki soruşturmanın yayınlanmasının engellendiğini belirtmesi dikkat çekmiş. New York Times’ın ilk dönemdeki haberlerinin ise Epstein’in ağını ve sistemsel başarısızlıkları yeterince vurgulamadığı eleştirilmiş.

Medyada Bastırılan Haberler ve Julie K. Brown’un Azmi

Miami Herald muhabiri Julie K. Brown, 2017 yılında eski Palm Beach Polis Şefi Michael Reiter’e Epstein soruşturması hakkında bilgi sağlamaya çalıştığında, Reiter’in tepkisiz kalması üzerine karşılaştığı zorlukları WNYC’ye anlatmış. Reiter’in, medyanın haberi bastırdığını düşünerek, “Birileri yayıncını arayacak ve bir sonraki görevin obitüary departmanı olacak,” dediğini hatırlamış. Ancak Brown, azmi sayesinde 2018’de Epstein’in onlarca genç kızı istismar ettiğini ve federal soruşturmadan kaçınmasını sağlayan olağanüstü bir anlaşma yaptığına dair bir soruşturma yayınlamayı başarmış.

TikTok’ta Epstein Belgeleriyle İlgili Ortaya Çıkan Durumlar

  • Kullanıcılar, gizemli e-postaları çözmeye ve teoriler öne sürmeye çalışıyor.
  • Belgelerdeki karartılmış isimler ve FBI ipuçları hakkında spekülasyonlar yapılıyor.
  • True-crime meraklıları, haber tutkunları, komplo teorisyenleri, anne blog yazarları ve sağlık uzmanları gibi farklı gruplardan kullanıcılar içerik üretiyor.
  • Dijital adalet arayışı, komplo teorileri ve dikkat çekme çabaları bir araya geliyor.
  • Kongre, belgelerin yeniden incelenmesi için harekete geçmiş durumda.

Epstein belgelerinin yayınlanmasıyla birlikte ortaya çıkan bu durumun, yasal hesap verebilirliğe dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belirsiz. Ancak, yaşanan olaylara karşı duyulan öfke ve geleneksel adalet sistemine duyulan güvensizlik, bu içerik akışının arkasındaki temel motivasyonları oluşturuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir