Instagram Davasında Jürinin Kararı, Teknoloji Devlerini Sarsabilir

Los Angeles’taki bir mahkeme salonunda verilen karar, büyük teknoloji şirketleri için tarihi bir dönüm noktası olabilir.

Tarihi Dava: K.G.M. vs Meta ve Google

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaşanan bu dava, büyük teknoloji şirketlerinin tasarım seçimlerinin ürün sorumluluğuna yol açıp açamayacağını değerlendiren ilk jüri kararını içerebilir. Bu durum, küresel çapta büyük bir etki yaratması beklenen tartışmaları alevlendirecek gibi görünüyor.

Davayı Başlatan Genç Kadının İddiaları

20 yaşındaki Kaliforniyalı K.G.M., davasında YouTube’u 6 yaşında, Instagram‘ı ise 9 yaşında kullanmaya başladığını belirtiyor. Davacı ve tanıklıklarında, platformların beğeni butonları, algoritmik öneri motorları, sonsuz kaydırma (infinite scroll), otomatik oynatma (autoplay) gibi tasarım özelliklerinin bağımlılık yarattığını iddia ediyor. K.G.M., bu bağımlılığın depresyon, anksiyete, beden dismorfisi ve intihar düşüncelerine yol açtığını savunuyor.

TikTok ve Snapchat ile yapılan anlaşmaların ardından Meta (Instagram’ın sahibi) ve Google davada kalan son iki şirket oldu. Meta CEO’su Mark Zuckerberg, 18 Şubat 2026 tarihinde jüri huzurunda ifade verdi.

Geniş Kapsamlı Etkiler: Öncü Dava

K.G.M.’nin davası, “öncü dava” olarak nitelendiriliyor; yani mahkeme tarafından diğer benzer davaların sonuçlarını belirlemeye yardımcı olacak bir test davası olarak seçildi. Bu davayla bağlantılı yaklaşık 1600 davada 350’den fazla aile ve 250’den fazla okul bölgesi yer alıyor. Tüm bu davalar, Kaliforniya Yüksek Mahkemesi Koordinasyon Süreci No. 5255 kapsamında bir araya getirilmiş durumda.

Yeni Bir Hukuki Yaklaşım: Tasarımı Kusurlu Olarak Görmek

Yıllardır teknoloji şirketleri, İletişim Şereflendirme Yasası’nın (Communications Decency Act) 230. maddesi sayesinde kullanıcıların paylaştığı içeriklerden dolayı sorumluluktan kaçınıyordu. Ancak K.G.M. davası farklı bir hukuki strateji izliyor: ihmal yoluyla ürün sorumluluğu. Davacılar, zararın üçüncü taraf içeriğinden değil, platformların kendi mühendislik ve tasarım kararlarından kaynaklandığını savunuyor.

Sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, anksiyeteyi artırmak için tasarlanmış bildirimler ve anlamlı ebeveyn kontrolü eksikliği gibi özelliklerin kumar makineleriyle aynı davranışsal prensiplere göre çalıştığı iddia ediliyor. Kaliforniya Yüksek Mahkemesi Hakimi Carolyn Kuhl, bu tür iddiaların jüri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten bir kararname yayınladı.

Algoritmik Tasarım ve Sorumluluk

Hakim Kuhl, içerik yayınlama ile ilgili özelliklerin 230. madde kapsamında korunabileceğini, ancak bildirim zamanlaması, etkileşim döngüleri ve anlamlı ebeveyn kontrollerinin olmaması gibi özelliklerin bu kapsamda olmayabileceğini belirtti. Bu yaklaşım, algoritmik tasarım seçimlerini üçüncü taraf konuşmalarının yayınlanması olarak değil, şirketin kendi eylemi olarak değerlendirme imkanı sunuyor.

Şirketlerin Bilgisi ve İç Belgeler

Ürün sorumluluğu teorisinin bir diğer önemli unsuru ise şirketlerin tasarımlarının riskleri ne ölçüde bildiği. 2021’de sızdırılan iç Meta belgeleri (“Facebook Papers”), şirketin kendi araştırmalarının Instagram’ın ergenler üzerindeki etkileri hakkında endişeler taşıdığını ortaya koymuştu. Davra sürecinde ortaya çıkan iletişimlerde, Meta çalışanlarının platformun etkilerini uyuşturucu ve kumarla kıyasladığı görülüyor.

Bu tür şirket içi bilgilerin, jüri tarafından karar verilmesi için gerekli olan “kurumsal bilgi” olarak kabul edilip edilmeyeceği önemli bir soru işareti oluşturuyor. Benzer şekilde tütün şirketleri de ürünlerinin bağımlılık yapıcı etkileri hakkında ne bildiklerini ve bu bilgiyi sakladıklarını ortaya çıkaran davalar sonucunda sorumlu tutulmuştu.

  • Davacı: K.G.M.
  • Sanıklar: Meta (Instagram), Google (YouTube)
  • Dava Türü: İhmal yoluyla ürün sorumluluğu
  • Mahkeme: Kaliforniya Yüksek Mahkemesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir