Irak Savaşı’nın Gerçek Galibi: ABD Askeri Başarılı Oldu, İran Kazanıyor
ABD’nin Irak Macerası ve İran’ın Yükselişi
2003 yılında ABD’nin Irak’a müdahalesiyle başlayan süreç, 20 yıl sonra beklenmedik bir sonuçla devam ediyor. ABD ordusu, hedeflerini gerçekleştirmede başarılı oldu: Saddam Hüseyin yakalandı, yargılandı ve idam edildi; hava üstünlüğü kısa sürede sağlandı ve Bağdat hükümeti 21 günde yıkıldı.
Savaşın Sonuçları ve İran’ın Etkisi
Ancak Irak bugün, otokratik bir yönetim altında, Tahran ile derin bağları olan siyasi partiler tarafından yönetiliyor. İran destekli milisler, resmi pozisyonlarda dahi yer alarak Irak topraklarında faaliyet gösteriyor. ABD’nin 2 trilyon dolar harcadığı ve 4.488 Amerikan askerinin hayatını kaybettiği bu operasyonla yeniden şekillendirilmeye çalışılan ülke, makul ölçüde İran’ın etkisinde bulunuyor.
Uzman Görüşü: Askeri Başarı ile Siyasi Sonuçlar Uyumsuz
Nükleer güvenlik ve Orta Doğu’daki ittifak politikaları konusunda uzman olan uluslararası güvenlik bilimcisi, ABD ordusunun başarısı ile siyasi sonuçların genellikle aynı olmadığını vurguluyor. “Güçlü olanaklar elinden geldiğini yapar, zayıf olan ise buna katlanır” şeklindeki Atina İmparatorluğu dönemine ait Thucydides’in tespiti de bu durumu özetliyor.
Bremer’in Emirleri ve Ortaya Çıkan Boşluk
Koalisyon Geçici Yönetim Otoritesi Başkanı L. Paul Bremer, 2003’ün Nisan ayında Bağdat’a gelerek Irak’ın sonraki iki on yılına damga vuracak iki önemli emir yayınladı.
Emirler: Baas Partisi’nin Tasfiyesi ve Orduyu Dağıtma
- 1. Emir: Hükümetteki tüm üst düzey Baas Partisi üyelerini görevden uzaklaştırdı ve partiyi feshetti. Bu, hastaneleri, okulları ve bakanlıkları yöneten idari kadroyu ortadan kaldırdı.
- 2. Emir: Irak ordusunu dağıttı ancak askerleri silahsızlandırmadı. Yaklaşık 400 bin asker maaşsız olarak silahlarıyla evlerine gönderildi. Bu durum, on yıllarca sürecek bir iç savaşa yol açacak olan Sünni liderliğindeki isyancıların elini güçlendirdi.
“Yeni bir Irak inşa etmek için eskiyi yaratan insanlarla yapılamaz,” şeklindeki mantık, felaketle sonuçlandı.
İran’ın Hazırlığı ve Ağının İnşası
Siyasi bilimciler, ülkelerin ideolojiyle değil, organize zor kullanma yeteneğiyle bir arada tutulduğunu belirtiyor. Bürokrasi, kurumsal hafıza ve profesyonel uzmanlar olmadan devletin işleyişi mümkün olmaz. Bu yapıyı yok etmek, boş bir alan yaratmaz; aksine çökmüş bir devleti ortaya çıkarır. Çöken devletler ise liderlik boşluğuyla dolmaya açıktır ve genellikle en organize olanlar tarafından doldurulur.
İran, 1980’lerden beri Irak’ta bu kapasiteyi inşa etmiş, İran-Irak Savaşı ve sonrasında Şii siyasi ağları, sürgün partileri ve milis gruplarını desteklemiştir. ABD’nin işgaliyle birlikte mevcut düzen çökerken, İran’ın hazır bekleyen ağları devreye girdi.
ABD’nin Stratejik Hatası: Boşluğun Doldurulması
Ahmed Çalabi ve Irak Ulusal Kongresi gibi ABD tarafından desteklenen Iraklı muhalifler Washington’un kulağını çekmiş olsa da, Irak halkıyla bir bağı yoktu. Ülkeyi yönetme veya içeride ağlar kurma deneyimleri de yoktu.
Askeri başarı, tam tersine siyasi bir felaketin zeminini hazırlamıştır. Bu durum, Libya’da 2011 yılında gerçekleştirilen rejim değişikliğinde de yaşandı ve siyasi istikrarsızlık devam etti. Şimdi ise benzer bir senaryo İran için de gündemde.
İran’daki Boşluk Kiminle Doldurulacak?
Rejimi değiştirmek, daha iyi bir şey için boş alan yaratacağı varsayımının temelinde yatan yanlış anlamadır. Bunun yerine, en organize olan, en donanımlı ve onu doldurmaya istekli olan kişi tarafından doldurulacak bir alan yaratılır.
İran’da bu üç kriteri de karşılayan grup ise Devrim Muhafızları Ordusu’dur. Devrim Muhafızları sadece askeri bir kurum değildir; aynı zamanda İran ekonomisinin yaklaşık %30 ila %40’ını kontrol eder ve inşaat şirketleri, telekomünikasyon firmaları ve petrokimya tesislerini yönetir.
Haberin Diğer Kareleri



