Japonya’nın 7.3 Trilyon Dolarlık Borç Piyasası Krizin Önlenmesinde Rol Oynuyor
Japonya‘da Borç Krizi Endişesi ve Piyasaların Durumu
Dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olan Japonya’da, 7.3 trilyon dolarlık Japon Hükümet Tahvilleri (JGB) piyasasında yaşanan son dalgalanmalar, borç krizi endişelerini beraberinde getirdi. Başbakan Sanae Takaichi’nin yeni bir mali teşvik planları ve yaklaşan 8 Şubat’taki seçimler öncesinde muhalefetin benzer bir gündemi benimsemesi, ülkenin borç yükünü daha da artıracağı beklentisi yaratıyor. Yatırımcılar, son bir yılda yaşanan zayıf tahvil ihaleleri nedeniyle JGB getirilerindeki artıştan dolayı endişelenmeye başladı. Geçtiğimiz ay, tahvillerdeki düşüş o kadar şiddetliydi ki, getiriler tek bir seansta yaklaşık 25 baz puan yükseldi ve bu durum, Hazine Bakanı Scott Bessent’in Japon muadilini arayarak küresel piyasalarda panik yayılmasını engellemeye çalışmasına neden oldu.
JGB Piyasasını İstikrarlı Kılan Faktörler
Yardeni Research tarafından yayınlanan bir rapora göre, JGB piyasasının kendine özgü bazı özellikleri, bir sonraki borç krizinin Japonya’da yaşanma olasılığını sınırlıyor. Bu özellikleri belirten rapor, Japonya’nın borç piyasasını istikrarlı kılan temel faktörleri şu şekilde sıralıyor:
- Yerli Yatırımın Hakimiyeti: JGB’lerin en az %90’ı yerli yatırımcılar tarafından elinde bulundurularak sermaye kaçışı riski azaltılıyor.
- Merkez Bankası’nın Rolü: Japonya Merkez Bankası (BoJ), tüm ödenekli JGB’lerin yarısından fazlasını elinde bulunduruyor.
- Düşük Faiz Oranları: Benchmark faiz oranları, son zamanlardaki artışlara rağmen 0.75 seviyesinde seyrediyor.
- Geniş Yatırımcı Tabanı: Yerel bankalar, şirketler, yerel yönetimler, emekli fonları, sigorta şirketleri, üniversiteler, vakıflar, postanelerin tasarruf sistemi ve emekliler gibi çeşitli kurumlar, onlarca yıldır JGB’leri ana yatırım aracı olarak görüyor.
Ek Faktörler ve Riskler
Raporda, Japonya’nın sahip olduğu geniş döviz rezervleri gibi varlıkların borçlarını ödemek için satılabileceği belirtilirken, Maliye Bakanlığı’nın da faiz oranlarını kontrol altına almak için döviz müdahaleleri ve oran kontrolleri gibi çeşitli taktikler kullandığı vurgulanıyor. Ancak, Yardeni Research, Japonya’nın bu avantajlara bağımlı hale gelmemesi gerektiği konusunda uyardı.
“Japonya, borç yükünü hafifletecek, üretkenliği artıracak ve uzun vadeli ekonomik büyümeyi destekleyecek reformları henüz gerçekleştiremedi,” deniliyor raporda. Japonya’nın sadece sorunların semptomlarını tedavi etmeye devam etmesi, borç krizi riskini artırabilir.
Uzmanların Uyarısı
Brookings Institution Kıdemli Mensubu Robin Brooks ise aylardır Japonya’nın borç krizi belirtileri gösterdiğini savunuyor. Brooks, Japonya’nın neden JGB piyasasında henüz belirgin bir kriz görünmediğini, bunun da Japonya Merkez Bankası’nın hala büyük miktarda tahvil alarak faiz oranlarının beklenenden daha düşük kalmasının bir sonucu olduğunu belirtiyor. Brooks, “Piyasalar, borç krizi riskinin hızla arttığını, faiz oranlarının yükselmesini bekleyerek Japon Yeni’nin değer kaybetmesine neden oluyor,” diyor. Japon Yeni’nin değerinin düzelmesi için faiz oranlarının daha da yükselmesi ve hükümetin mali konsolidasyona yönelerek borç yükünü azaltması gerekiyor.
Gelecek Adımlar
Japonya’nın borç krizi riskini azaltmak için yapısal reformlara gitmesi ve uzun vadeli ekonomik büyümeyi destekleyecek politikalar uygulaması gerekiyor. Aksi takdirde, borç krizi riskinin artması kaçınılabilir.

