Keşfedilmemiş 4 Gerilim Filmi: ‘Cure’ ve Daha Fazlası

Gerilim Severler İçin Kaçırılmış Eserler

Kendinizi gerilim filmlerinin tutkunu olarak tanımlıyorsanız, bu dört yapımı mutlaka izleme listenizin başına almalısınız. Watch With Us ekibi, hardboiled noir’lardan, ürpertici cinayet gizemlerine, duruşma dramalarına ve gerçeklere dayalı suç prosedürlerine kadar her türden gerilimi sever. Ancak, ana akımın gözünden kaçan birçok kaliteli gerilim filmi bulunuyor. Bugün size, neredeyse kusursuz ama muhtemelen daha önce hiç duymadığınız dört gerilim filmini tanıtıyoruz.

‘Cure’ (1997)

Japonya yapımı ‘Cure’, polisiye unsurları ve doğaüstü öğeleri harmanlayan, tüyler ürpertici bir yapım. Filmde, Tokyo’da Dedektif Takabe (Kōji Yakusho), karısını acımasızca öldüren ancak nedenini hatırlayamayan bir kocayla karşılaşıyor. Takabe’nin şaşkınlığı, benzer koşullarda işlenen başka cinayetlerin ortaya çıkmasıyla daha da artıyor: Katiller eylemlerini hatırlıyor ve itiraf ediyorlar, ancak bir neden saptayamıyorlar. Aynı zamanda, garip ve amnezi hastası Kunihiko Mamiya (Masato Hagiwara) adlı bir göçmen, şiddet olaylarından hemen önce her faille ve kurbanla karşılaşıyor. Yönetmen Kiyoshi Kurosawa, ‘Cure’ ile psikolojik korku öğelerini ustaca kullanarak, varoluşsal bir dehşet ve huzursuzluk hissiyle dolu etkileyici bir suç hikayesi yaratıyor. Mamiya karakteri, belirsiz geçmişiyle filmin rahatsız edici atmosferini daha da yükseltiyor. ‘Cure’, ‘Zodiac’ ve ‘Cinayet Hatıraları’ gibi filmlerin öncüsü olsa da, nihai olarak üstün bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz.

‘New York Kralı’ (1990)

Filmde, hapisten çıkan New York City uyuşturucu baronu Frank White (Christopher Walken), suç dünyasının kontrolünü ele geçmeye kararlıdır ve hemen rakiplerini ortadan kaldırmaya başlar. En yakın yardımcısı Jimmy Jump Colt (Laurence Fishburne)’ın yardımıyla, yerel Kolombiyalı ve Çinli kartelleri etkisiz hale getirmenin yanı sıra, ona boyun eğmeyen bir mafya babasını da infaz eder. Ancak White’ın kanlı güç ele geçirme çabasının bir kısmı, yoksullara ve alt sınıflara kârını dağıtarak pervasızca bir Robin Hood figürü olma arzusundan kaynaklanır. Abel Ferrara’nın yönettiği, ultra şiddetli ve son derece karanlık ‘New York Kralı’, iddialı bir hikayeye sahip olmasa da, hikayenin etrafındaki unsurlar filmi unutulmaz kılıyor. Filmde Walken’ın başrol performansı ve Fishburne, Steve Buscemi, Wesley Snipes ve David Caruso gibi oyuncuların yer aldığı destekleyici kadro öne çıkıyor. Sert tonu ve brutal, yüksek tempolu aksiyon sahneleri ‘New York Kralı’nı diğer suç filmlerinden ayırıyor.

‘Klute’ (1971)

‘Klute’, New York City’de seks işiyle uğraşan Bree Daniels (Jane Fonda)’ın, kayıp bir iş adamıyla bağlantılı olması üzerine Pennsylvania Dedektifi John Klute (Donald Sutherland)’in soruşturma başlatmasıyla başlar. Klute, Bree’nin yaşadığı binada daire kiralayıp telefon hattını dinliyor ve kısa sürede hem profesyonel bir ilişki kuruyorlar hem de samimi bir aşka yürüyorlar. Ancak Bree’nin itiraf ettiği paranoyanın sadece zihninin oyunu olmadığı ortaya çıkıyor; ondan başka biri Klute’ü izliyor ve Bree kaybolma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu sembolik 1970’ler gerilim filmi, Fonda’ya 1972 yılında En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü’nü kazandırmış olsa da, son 50 yılda ana akımda yeterince konuşulmadı. Fonda ve Sutherland, karakterleriyle etkileyici bir kimyaya sahipken, zeki senaryo ve gerilimi yüksek atmosfer de seyirciyi baştan sona bağlayarak öne çıkıyor. ‘Klute’, harika oyunculuk performanslarına sahip iyi yazılmış bir gizem filminin yanı sıra, seks işçiliğinin akıllıca ve nüanslı bir tasvirini sunuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir