Michael Lewis ve Tom Lee: Yazılım Hisselerindeki Çöküş ve Korku Yatırımı
Yatırımcı İkonları, Yazılım Hisselerindeki Düşüşü Değerlendirdi
Michael Lewis ve Tom Lee, New York’ta düzenlenen bir podcast kaydı sırasında SoFi’nin yatırım stratejisi başı Liz Thomas’la görüştü. Görüşmede, Lee’nin dondurulmuş gıda teknolojisi hakkındaki düşünceleri ve Lewis’in OpenAI CEO’su Sam Altman ile Sam Bankman-Fried konusundaki akşam yemeği gibi çeşitli konular ele alındı. İki finans devi, yazılım hisselerindeki mevcut satışların daha ciddi bir duruma dönüşüp dönüşmediğini tartıştı. Lewis, “The Big Short” kitabının yazarı olarak, piyasalarda paranın aslında kimin tarafından kazanıldığını gösteren çarpıcı bir istatistik paylaştı: Fidelity’nin en iyi performans gösteren perakende hesaplarının tamamının vefat etmiş müşterilere ait olması.
Piyasa Volatilitesi ve Uzun Vadeli Stratejiler
Lee, 1974’ten beri borsaya açılan veya bölünmüş 40.000 hissenin %90’ının %50’den fazla değer kaybettiğini ve çoğu hissenin sıfıra indiğini belirtti. Bu durum, yatırımcıların FOMO (kaçırma korkusu) ve algoritmik ticaret nedeniyle paniğe kapıldığı bir piyasada, hiçbir şey yapmanın genellikle daha iyi bir strateji olduğunu vurguladı. Lewis, bunun “ölmek” anlamına gelmediğini, aşırı ticaretten kaçınılması gerektiğini belirtti.
Perakende Yatırımcıların Rolü ve Kurumsal Davranış
Fundstrat’ın araştırma başı olan Lee, kendi şirketinden elde edilen verilerle bu görüşü destekledi. Kurumsal yatırımcıların zaman ufuklarını birkaç güne kadar kısaltırken, perakende yatırımcıların kalıcı sermayeyle çalıştıkları için doğru hamleleri yaptığını vurguladı. Lee, yüksek frekanslı ticaret kalıplarına değinerek, çoğu hissenin 40 saniyede alınıp satıldığını ifade etti. Bu durum, hedge fonlarının günlük kâr-zarar hesaplamalarına göre pozisyonlarını değiştirmesine neden olurken, perakende yatırımcıların varlıklarını uzun süre ellerinde tuttuğunu gösteriyor.
Yapay Zeka’nın Etkisi ve Hizmetlerin Yeniden Değerlendirilmesi
Lee, bu yıl farklı bir durumun ortaya çıktığını, birçok hisse senedi ve sektörde daralmaların başladığını belirtti. Yazılım sektöründe talebin azaldığı ve hizmetlerin yeniden fiyatlandırıldığı, ayrıca yapay zeka ürünlerinin geleneksel yazılımların yerini aldığına dair birçok araştırma raporu bulunduğunu vurguladı. Bloomberg, yazılım hisselerini takip eden bir iShares ETF’sinin son yedi işlem gününde yaklaşık 1 trilyon dolar değer kaybettiğini hesapladı. Lee, bunun yapay zeka’nın verimliliğinin kanıtı olduğunu ve uzun vadede olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Aynı zamanda, ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bu yana teknoloji çalışanlarının sayısında azalma olduğunu da ekledi.
Dotcom Balonu Paralellikleri ve Riskler
Lewis ise dotcom balonunu anımsatan durumlar gördüğünü belirtti. Yatırımcıların bir kez daha teknolojiyi kurumsal kârlarla aynı şey olarak gördüğünü ve yapay zeka’nın dönüştürücü olmasının kaçınılmaz olarak borsada büyük kazançlar sağlayacağını varsaydıklarını uyardı. Yapay zeka’nın aslında kurumsal kârları azaltan bir araç olabileceğini ve mevcut yüksek performanslı hisselerin birçoğunun sonunda düşüş gösterebileceğini savundu.
Kripto Para Birimleri ve Güvenli Varlıklar
Görüşme, diğer varlık sınıfları için varoluşsal risklere de değindi ve güvenli varlıkların bile teorik olarak sıfıra düşebileceği bir tablo çizdi. Lee, Bitcoin’in kuantum hesaplama veya yapay zeka tarafından geçersiz kılınabileceğini, hatta yapay zeka’nın kendi doğrulama dilini oluşturarak insan kripto zincirlerini atlayabileceğini öne sürdü. Lee’nin hesaplamalarına göre 35 trilyon dolarlık bir varlık sınıfı olan altın bile değer kaybetme riski taşıyor. Lee, “Yeterince pahalı olursa, Magnificent Seven altın madenciliği işine girecektir, çünkü madeni çıkarmak daha mantıklıdır” dedi.
“Korku” Yatırımı ve Savunma Pozisyonu
Lewis, balon ve potansiyel varlık çöküşü konularına değinirken, savunma pozisyonuna geçtiğini ve “Korku ticareti” yaptığını itiraf etti. Altın sahibi olduğunu ve bunun “korkuya yatırım yapmak” anlamına geldiğini belirtti. Ancak, dinleyicilerin kendisini takip etmesini tavsiye etmedi.

