Ofis Dönüşü Direniyorlar: Yetkili İhlal Edenler Yükselişte

Ofis Dönüşü Direniyorlar: “Yetkili İhlal Edenler” Yükselişte

Uzaktan Çalışma Savaşı Son Mu? Yeni Bir Çalışan Profili Ortaya Çıktı

2025 yılına gelindiğinde ofise dönüş süreci birçok şirket için tamamlanmış gibi görünse de, bazı durumlarda hala devam ediyor. Özellikle beyaz yakalı çalışanların pandemi döneminde evden çalışma deneyimi, 2024’te birçok şirketin ofise dönüş çağrıları ile sonlanmıştı. Amazon gibi bazı şirketler bu konuda öncülük etse de, ticari gayrimenkul devi JLL, Eylül 2025 tarihli raporunda “yetkili ihlal edenler” olarak adlandırdığı yeni bir çalışma modeli tespit etti.

Bu yeni profil, ne pandemi dönemindeki ilgisiz çalışanları ne de geleneksel ofis savunucularını temsil ediyor. JLL’e göre, “yetkili ihlal edenler”, yüksek değerli ve yetenekli çalışanlar, ofis katılım kurallarını kendi isteklerine göre görmezden geliyor ve bunu yapabilecek konumda bulunuyorlar.

“Yetkili İhlal Edenler” Kimler?

JLL’nin “Çalışan Tercihleri Barometresi 2025” başlıklı küresel araştırmasına göre, ofis katılım politikalarına yönelik olumlu görüşlere rağmen, bu görüşlerin çalışanların ofise gelme davranışını garanti etmediği görülüyor. Araştırmaya katılan 8.700 ofis çalışanı arasında, politika kabulü ile gerçek uygulama arasında önemli bir kopukluk tespit edildi.

Demografik Özellikler

“Yetkili ihlal edenler”in demografik özellikleri şu şekilde:

  • Genellikle 30-34 yaş aralığında
  • Sıkça teknoloji sektöründe çalışıyorlar
  • Kuzey Amerika’da yoğunlaşmış durumda
  • Yönetici pozisyonlarında görev yapıyorlar
  • Yeni işe alınmış, yüksek nitelikli ve genellikle yönetici konumunda

Motivasyon Kaynakları

JLL’e göre, bu çalışanların ofis kurallarını ihlal etme nedenleri genellikle kişisel zorluklardan kaynaklanıyor. Özellikle çocuk bakımı ve uzun süren işe gidip gelme gibi faktörler önemli rol oynuyor. Ayrıca, yüksek performanslı olmaları ve iş piyasasında değerlerini bilmeleri, iş değişikliklerine daha açık olmalarına neden oluyor.

Psikolojik Sözleşmenin Kırılması ve Çalışan Beklentileri

Bu durum, işveren ve çalışan arasındaki psikolojik sözleşmenin bozulduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Çalışanların neredeyse %40’ı, iş ortamında aşırı yorgunluk ve stres hissettiğini belirtiyor. Bu durum, çalışanların işe bağlılıklarını azaltarak, maaş veya esnek çalışma saatleri gibi konularda taleplerini artırmalarına yol açabiliyor.

Peter Cappelli ve Ranya Nehmeh adlı iki yönetim profesörü, “Ofise Övgüler” adlı son araştırmalarında da benzer bir durumla karşılaştıklarını belirtiyorlar. Nehmeh, Z kuşağının iş yerindeki davranışlarının, işverenle arasında tamamen işlemsel bir ilişki olduğunu gösterdiğini ifade ediyor: “Görevimi yapıyorum, maaşımı alıyorum, buradan ayrılıyorum. Başka hiçbir şeye dahil olmak istemiyorum.”

Ofise Dönüşün Yan Etkileri ve Mentorluk Eksikliği

Cappelli, ofise dönüşün aslında Gen Z’nin mentorluk eksikliği yaşamasına neden olduğunu savunuyor. “Ofise gelmek zorunda değilim, bu yüzden genellikle uzaktan çalışıyorum. Ama ofise gelmeyenler yüzünden durumun ne kadar kötü olduğunu görüyorum. Kimse olmadığı için, genç çalışanlar da orada değil ve kimse kimseyi yönlendiremiyor.” Bu durum, yüksek performanslı çalışanların ofiste daha az zaman geçirmesine ve genç çalışanların mentorluktan mahrum kalmasına neden oluyor.

JLL’nin bulguları, “yetkili ihlal edenler”in, genç çalışanların öğrenmesi gereken deneyimi ve bilgiyi sunabilecek, mükemmel mentorlar olabilecekken, ofiste yeterince bulunmadıklarını gösteriyor. Bu durum, esnekliğin tanımını yeniden şekillendiriyor ve çalışanların önceliğinin artık maaştan ziyade iş-yaşam dengesi olduğunu gösteriyor. Küresel olarak çalışanların %65’i iş-yaşam dengesini en önemli faktör olarak görüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir