Prostat Kanserinde Ölüm Sayısı Artmıyor, Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor
Prostat Kanseri Erken Teşhisle Kontrol Altına Alınabiliyor
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cenk Murat Yazıcı, prostat kanseri vakalarındaki artışa rağmen ölüm oranlarında belirgin bir yükselişin olmadığını belirtti. Düzenli tarama ve erken teşhisin, hastalığın tedavi edilebilirliğini artırdığını vurgulayan Yazıcı, PSA testi ve rektal muayenenin önemine dikkat çekti.
Türkiye’de Prostat Kanseri İstatistikleri
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık 700 bin yeni prostat kanseri vakası tespit ediliyor. Bu vakaların yaklaşık 140 bin kadarı ise maalesef hayatını kaybediyor. Prof. Yazıcı, “Sayılara bakarsanız aslında çok yüksek değerler var. 2022 yılında yapılan insidans çalışmasında her yıl 1,4 milyon yeni vakayla karşılaşıyoruz. 14 yıl önceki verilere göre vaka sayısı 100 binde 20 iken, 2025’te 100 binde 40’a yükseldi. Yani iki katı daha fazla prostat kanseri tanıyoruz,” şeklinde konuştu.
Ölüm Oranlarında Artış Yok
Vaka sayısındaki artışa rağmen, ölüm oranlarında önemli bir değişiklik olmadığına dikkat çeken Prof. Yazıcı, “Kötü olmayan tarafı şu; ölüm vakalarımızda bir artış yok. Yaklaşık 100 binde 7, 100 binde 8 aralığında gidip geliyor. Bu da şu demek; biz daha fazla hasta tanıyoruz ama bu hastalıktan dolayı çok fazla hasta kaybetmemeye çalışıyoruz. Bunu da başarıyoruz gibi gözüküyor,” ifadelerini kullandı.
Erken Teşhisin Önemi
Yazıcı, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. “İlk önce prostat kanserinin ne kadar önemli olduğunu anlamamız lazım. Hastalığın geç tespit edilmesiyle birlikte başka organlara yayılması durumunda hayatta kalma oranının azaldığını biliyoruz. Eğer hastalar bize geç gelirse ve maalesef biz bu hastaların metastatik dediğimiz artık vücudun başka yerlerine sıçramış şekilde yakalarsak, bu dakikadan sonra işimiz biraz zorlaşmaya başlıyor. Ama eğer biz bu hastalığı erken dönemde yakalayabilirsek, yani hastalık henüz prostatın içerisindeyken bir şekilde hastalığı yakalayabilirsek, farklı tedavi yöntemleriyle hastamızı bu hastalıktan kurtarabilme ve hayatını tekrardan ona geri verebilme imkanımız oluyor,” dedi.
PSA Testi ve Rektal Muayene
Yazıcı, erkeklerin düzenli olarak üroloji muayenesine gitmelerini ve PSA testi yaptırmalarını önerdi. “Bu yüzden, özellikle 50 yaş üzeri erkek hastaların, düzenli olarak üroloji muayenesine gitmesi ve bizim için çok basit bir test olan Prostat Spesifit Antijen dediğimiz PSA testi yaptırması, hastalarımız çok sevmiyor ama parmakla prostat muayenesi bizim için çok önemli bir değişken,” şeklinde konuştu. PSA değerinin normal olsa bile parmakla rektal muayenenin önemli olduğunu belirten Yazıcı, “PSA değeri normal olmasına rağmen bizim parmakla rektal muayeneyle tanıdığımız prostat kanserleri var,” dedi.
Hekim ve Hasta Tarafı
Yazıcı, hastaların tedavi beklentilerini anladığını ve hekim olarak bu beklentileri karşılamak için çabaladıklarını belirtti. “Eğer ben bir prostat kanseri hastasıysam, tanının konulmasını ve bir şekilde tedavimin yapılmasını beklerim. O yüzden bizim de ana görevimiz; klinik anlamda olsun olmasın, bu hastalıkları tanıyıp hastalıklara doğru tedaviyi verip, doğru yönlendirmeyi yapmak,” dedi.
Kanser Erken Tanı Sonrası Normal Hastalıktan Farklı Olmayabilir
Erken tanı konulduğunda prostat kanserinin korkulacak bir hastalık olmadığını vurgulayan Prof. Yazıcı, hastalığın kontrol altına alınabileceğini ve yaşam kalitesinin korunabileceğini ifade etti.
- Düzenli olarak üroloji muayenesi yaptırın.
- 50 yaşından itibaren PSA testi yaptırın.
- Rektal muayeneyi ihmal etmeyin.
- Erken teşhis hayat kurtarır.


