Spor Paylaşımları Bağımlılık mı, Özgüven mi? Yeni Araştırma Açıklıyor

Sosyal Medya ve Spor: Onay Arayışı mı, Sağlıklı Yaşam mı?

Londra’daki Brunel Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, spor aktivitelerini sosyal medyada paylaşan kişilerin motivasyonunun her zaman sağlıklı yaşamla ilgili olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, spor salonundan sık sık fotoğraf ve video paylaşan bazı kişiler, ilerleme kaydetmekten ziyade dijital onay arayışında olabilirler.

Dijital Onay Bağımlılığı: Neler Oluyor?

Araştırmacılar, spor rutinlerini sık sık paylaşan kişilerin beğeni, yorum ve emojiler aracılığıyla aldıkları onaylamaya ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. “Bana göre hiçbir sorun yok, keşfet bu fotoğraflarla dolup taşıyor. Kimin algoritması bu, bunu da bilmiyorum ama fitness içeriği motive edici olabilir, güçlendirici olabilir, hatta öğretici olabilir,” diyor Funda Karayel.

Narsisizm ve Düşük Özgüven: İki Yüzlü Madalyon

Araştırma, spor paylaşımının hem narsisistik eğilimlerle hem de düşük özgüvenle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Narsistik eğilimler, abartılı özgüven, sürekli beğenilme ihtiyacı, empati eksikliği ve kusursuz görünüm fantezileri gibi özellikleri içeriyor. Ancak, düşük özgüveni olan kişiler için spor paylaşımları, övünme değil, bir onaylanma ve destek arayışının bir yolu olabilir. “Harikasın” demek yerine, “Ben de iyileşebilir miyim?” sorusunu sormak, bu iki farklı motivasyonu ayıran önemli bir farktır.

Meslekler ve Sosyal Medya: Etik Sınırları Bulanıyor

Son dönemde, avukatlar, psikologlar ve diğer uzmanların sosyal medyayı kullanma biçimleri etik tartışmalarını alevlendiriyor. Avukatların dava dosyalarını aksesuar olarak kullanması, hukuk bilgisini moda ve kişisel marka ile harmanlaması, meslek etiği açısından soru işaretleri yaratıyor. Benzer şekilde, ilişki uzmanı, travma şifacısı ve bilinçaltı koçu gibi unvanlarla sosyal medyada içerik üreten kişilerin nitelikleri ve etik sınırları da sorgulanmaya başlandı.

Psikoloji Dünyasında Denetim Eksikliği

Funda Karayel, avukatların sosyal medya paylaşımları nedeniyle denetlenirken, psikologların benzer durumları serbestçe sürdürdüğünü vurguluyor. “Antidepresan kullanımının bu kadar arttığı bir yerde bir avukat mesleğini icra ederken işin içine moda kattı kıyafetlerini gösterdi diye denetleniyorsa, bir psikolog da fazla teşhis dağıttığı, fazla hikaye anlattığı, fazla kesin konuştuğu için denetlenmeli,” diyor.

Kavramların Basitleştirilmesi ve Mesleki Sınırların Bulanması

Uzmanların sosyal medyada içerik üretirken kavramları basitleştirmesi ve kişisel marka oluşturmaya odaklanması, mesleki sınırları bulanıklaştırıyor ve danışan-uzman ilişkisini zayıflatıyor. Bu durum, yanlış bilgilendirme ve potansiyel zararların artmasına yol açabilir. “Meslek etiği konuşuyorsak bence en başta psikoloji dünyası ve sosyal medya üzerinden bir soruşturma açılmalı,” şeklinde bir öneride bulunuluyor.

  • Araştırmanın Temel Bulguları: Spor paylaşımları, onay ihtiyacı veya özgüven eksikliği gibi farklı motivasyonlardan kaynaklanabilir.
  • Etik Sınırlar: Meslek sahiplerinin sosyal medya kullanma biçimleri etik tartışmalarını beraberinde getiriyor.
  • Psikoloji Dünyasında Denetim: Psikologların sosyal medya içerikleri konusunda daha sıkı denetimlere ihtiyaç duyulabileceği belirtiliyor.

Sonuç olarak, sosyal medya, spor ve meslekler arasındaki etkileşim, dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gereken karmaşık bir konudur. Herkesin bir kürsüye sahip olduğu bu çağda, meslek etiği ve doğru bilgilendirme ilkelerinin korunması büyük önem taşıyor.

Haberin Diğer Kareleri

Ego mu, sağlık mı? Paylaşımlar ne anlatıyor aslında?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir