Terrence O’Brien’den Possession: İzlemeniz Gereken Tuhaf Bir Klasik

Possession“: İzlemeniz Gereken Tuhaf Bir Klasik

Terrence O’Brien, The Verge’in hafta sonu editörü, Andrzej Żuławski’nin 1981 yapımı “Possession” filmini izlemeniz için güçlü bir tavsiyede bulundu. Film, sinema tarihinin en tuhaf ve etkileyici performanslarına sahip bir kült klasiği olarak tanımlanıyor. O’Brien, izleyicileri fragman izlememeleri ve hatta bu yazının tamamını okumayı bırakmaları konusunda uyarıyor; doğrudan filmi izlemelerini öneriyor.

Film Neden İzlemelisiniz?

“Possession”, hassas izleyiciler için uygun olmayabilir. Film, Berlin Duvarı’nın arka planında geçen, dağılan bir evliliği konu alıyor. Sam Neill (Mark) ve Isabelle Adjani (Anna) başrollerde yer alıyor. Adjani’nin performansı, sinema tarihinin en unutulmaz ve rahatsız edici performanslarından biri olarak nitelendiriliyor. Heinz Bennent ise Heinrich rolüyle dikkat çekici bir performans sergiliyor.

Performanslar Hakkında

O’Brien, filmin oyuncu kadrosunun performanslarını övgüyle karşılıyor. Özellikle Isabelle Adjani’nin performansı, onun rahatsız edici bir şekilde hızlı ve kolay bir şekilde rahatsız edici bir bağlılıktan yüksek hızlı bir dehlire sıçramasına dikkat çekiyor. Bu durum, Adjani’nin performansı nedeniyle travma yaşadığına dair söylentilerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Heinz Bennent’in Heinrich karakteri, sarhoş bir balet gibi hareket ediyor ve kendine özgü bir teslimat tarzına sahip. Bu durum, filmin soyut kabus atmosferi içinde kusursuz bir şekilde uyum sağlıyor. Bennent, bazen Mark’a saldırırken bazen de ona kur yaparken etrafında dönüyor.

Görsel Estetik ve Yönetmenlik

Andrzej Żuławski, oyuncularından olağanüstü performanslar almanın yanı sıra, canlı aksiyon tabloları yaratıyor. Örneğin, Mark ve Anna’nın ayrılık şartlarını tartışmak için bir kafede otururken çekilen sahne, filmin görsel başarısını gösteriyor. Sam Neill’in bir sallanma koltuğunu şiddetle ileri geri atması ve kameranın ustaca takip etmesi de dikkat çekici anlar arasında yer alıyor.

Hikaye ve Temalar

Film, başlangıçta kötü bir asit geziği gibi başlayan bir evlilik başarısızlığı hikayesinden, ikinci yarısında mide bulandırıcı bir vücut dehşeti senaryosuna dönüşüyor. Anna’nın Heinrich için ayrılmadığı, Heinrich’in de onu geri getirmeye çalıştığı ortaya çıkıyor. Anna’nın aslında, Carlo Rambaldi’nin özel efektleriyle yaratılan, Lovecraftvari bir “şarkı canavarı” ile birlikte olduğu ortaya çıkıyor. Bu yaratık, insanları yiyor; hem bedenlerini hem de ruhlarını tüketiyor.

“Şarkı Canavarı” ve Anna’nın Algısı

Anna, bu yaratığın bir tanrı olduğuna, kutsal olduğuna inanıyor. Bu yaratığı, Mark ile olan ilişkisinde bastırdığı veya kaybettiği yönlerini keşfetmek için kullanıyor. Başlangıçta sümüksü bir yaratık olarak ortaya çıkan bu varlık, zamanla Mark’ın ikizi haline geliyor.

Tartışmalı Sahne

Filmin en çok konuşulan sahnelerinden biri, Anna’nın terk edilmiş bir tünelde çılgınca hareket ettiği, inlediği, bağırdığı ve kan ve bilinmeyen sıvılarla kaplandığı sahne. Bu sahne, filmin şok edici ve unutulmaz anlarından biri olarak kabul ediliyor.

  • Yönetmen: Andrzej Żuławski
  • Oyuncular: Sam Neill, Isabelle Adjani, Heinz Bennent
  • Yapım Yılı: 1981
  • Tür: Korku, Dram, Gerilim

Haberin Diğer Kareleri

Gerçekliğin sınırlarını zorlayan, karanlık ve büyüleyici bir deneyim
Gerçekliğin sınırlarını zorlayan, çarpıcı bir deneyim seni bekliyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir