Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Dengeler: Müzakereler ve Beklentiler

Türkiye ve AB Arasındaki İlişkilerde Kritik Dönüm Noktası

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasındaki ilişkiler, jeopolitik değişimler, güvenlik tehditleri ve ekonomik zorluklar ışığında yeniden şekilleniyor. 6 Şubat’ta Ankara’da gerçekleşen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos arasındaki görüşmelerin ardından yayınlanan 11 maddelik ortak açıklama, her iki tarafın da beklentilerini ve önceliklerini gözler önüne seriyor. Bu açıklama, diplomatik ifadelerin ardındaki gerçek mesajları anlamak, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Aday Ülke Vurgusu ve Tam Üyelik Beklentisi

AB, Türkiye’nin aday ülke statüsünü korumakla birlikte, tam üyelik için yeni taahhütler talep ediyor. Türkiye ise sürecin hızlandırılmasını ve siyasi engellerin kaldırılmasını istiyor. Bu durum, iki taraf arasında “kaotik küresel ortamda Türkiye’yi kaybetmemek” ile “tam üyelik için yenilenmiş taahhütler” arasında bir denge arayışını ortaya koyuyor.

Göç ve Sınır Yönetimi

Göç konusu, Türkiye-AB ilişkilerinde hassas bir nokta olmaya devam ediyor. AB, Türkiye’den göç yükünü taşımaya devam etmesini talep ederken, Türkiye ise bu yükün adil bir şekilde paylaşılmasını ve göçün kökenlerine yönelik çözümler bulunmasını istiyor. Türkiye, fedakarlığın karşılığında sembolik jestler yerine karşılıklı menfaatleri vurgulayan bir yaklaşım bekliyor.

Engellerin Kaldırılması ve Siyasi Gerekçeler

Türkiye, siyasi gerekçelerle ilişkiyi kilitleyen engellerin kaldırılmasını talep ediyor. AB ise “anahtarın kendinde olduğu” ancak kilidi açmaya henüz hazır olmadığı mesajını veriyor. Bu durum, iki taraf arasındaki güven eksikliğini ve siyasi farklılıkları gözler önüne seriyor.

Güvenlik ve Bağlantısallık

Karadeniz, Doğu Akdeniz, Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Filistin gibi bölgelerde Türkiye’nin rolünün vazgeçilmez olduğu vurgulanıyor. Türkiye ise bu durumun, Türkiye’yi kenarda tutmak yerine müşterek mekanizmaların işletilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Gümrük Birliği ve Yeni Modeller

AB, mevcut Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda istekli olsa da, bunun maliyetini dikkatle hesaplaması gerektiğini ifade ediyor. Türkiye ise mevcut sistemin adaletsiz ve sürdürülemez olduğunu belirterek, AB’nin ticari anlaşmalarının da gösterdiği gibi yeni bir gümrük birliği modeline hızla geçilebileceğini savunuyor.

Vize Serbestisi ve İş İnsanları

Türkiye, AB’den vize serbestisi konusunda daha fazla kolaylık talep ediyor. Malların serbest dolaşımının sağlanmasına rağmen iş insanlarının yaşadığı zorluklara dikkat çekiliyor. Uzun süreli vize uygulaması ve belirli meslek gruplarına vize kolaylığı gibi adımların yetersiz olduğu belirtiliyor.

Kıbrıs Sorunu ve İlişkilerin İpoteklenmesi

AB, bütünleşik ada ve tek Kıbrıs devleti ısrarını sürdürürken, Türkiye bu formüllerin çözüm üretmediğini ve ilişkileri ipotek altına almanın gerekçesi olarak kullanılamayacağını vurguluyor.

Yaptırımlar ve Stratejik Denge

Türkiye, stratejik ve ticari dengeyi koruma ihtiyacını vurgularken, AB’den Rusya ile ticari ilişkilerde uyumlu ilerleme talep ediyor.

Deprem Dayanışması ve Kurumsal Sorumluluk

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye deprem yardımı yapması olumlu karşılanmış olsa da, bunun AB’nin kurumsal sorumluluğu olduğu vurgulanıyor.

Avrupa’nın Güvenliği ve Entegrasyon

Türkiye, AB’nin yeni güvenlik stratejisinde ve bütçesinde Türkiye’yi merkeze almasını ve bazı üyelerin engellemelerini aşmasını talep ediyor. Yeni bir güvenlik mimarisi için konjonktürel iş birliği yerine uzun vadeli entegrasyonun zorunlu olduğu belirtiliyor.

  • Aday ülke statüsü korunmalı, tam üyelik için adımlar atılmalı.
  • Göç yükü adil bir şekilde paylaşılmalı.
  • Siyasi engeller kaldırılmalı.
  • Güvenlik ve bağlantısallık alanlarında iş birliği artırılmalı.
  • Gümrük Birliği güncellenmeli.
  • Vize serbestisi kolaylaştırılmalı.
  • Kıbrıs sorunu ilişkilere ipotek koymamalı.
  • Yaptırımlar konusunda uyum sağlanmalı.
  • Deprem dayanışması devam etmeli.
  • AB’nin güvenlik stratejisi Türkiye’yi merkeze almalı.

Türkiye ve AB arasındaki ilişkiler, karmaşık ve çok yönlü bir yapıya sahip. Her iki tarafın da beklentilerini karşılamak için siyasi irade, ekonomik iş birliği ve karşılıklı güvenin artırılması gerekiyor. Aksi takdirde, ilişkilerde gerginliklerin sürmesi ve fırsatların kaçırılması riskiyle karşı karşıya kalınabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir