Üniversite Öğrencileri Cümle Okumakta Zorlanıyor, Profesörler Endişeli
Gen Z’nin Okuma Alışkanlığı Endişe Yaratıyor
Son yıllarda genç yetişkinlerin okuma alışkanlığındaki düşüş, üniversite profesörlerini endişelendirdi. Öğrencilerin ders materyallerini okuma konusunda zorlanması, eğitim kurumlarının beklentilerini düşürmesine yol açıyor. Bazı profesörler, öğrencilerin tek bir cümleyi bile okumakta güçlük çektiğini belirtiyor. Bu durum, geleceğin kaygılı ve yalnız gençlerden oluşan bir neslin yetişmesine neden olabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Okuma Oranlarındaki Düşüş
2025 yılında Amerikalıların neredeyse yarısının tek bir kitap bile okumadığı tespit edildi. Son on yılda okuma alışkanlığında %40’lık bir düşüş yaşandı. Gen Z’nin okuma alışkanlığı, diğer nesillere kıyasla belirgin şekilde geride kalıyor. YouGov’a göre, 18-29 yaş arasındaki Amerikalılar ortalama 5.8 kitap okuyor.
Profesörlerin Uyguladığı Çözümler
Pepperdine Üniversitesi’nde ders veren Jessica Hooten Wilson, öğrencilerin okuma güçlüğü nedeniyle derslerde materyalleri yüksek sesle okumak ve satır satır tartışmak zorunda kaldığını ifade ediyor. Wilson, “Kendimi zemin üzerinde dans eder gibi hissediyorum ve okumaları yüksek sesle okumak zorunda kalıyorum çünkü kimsenin gece boyunca okumadığından emin olamıyorum. Hatta okumaları onlarla birlikte okuduğunuzda bile, sayfanın üzerindeki kelimeleri bile işleyemiyorlar.” şeklinde konuşuyor.
Notre Dame Üniversitesi’nde teoloji profesörü Timothy O’Malley ise öğrencilerin ihtiyaçlarına göre dersleri uyarlamanın her zaman görevi olduğunu belirtiyor. O’Malley, öğrencilerin hazırlıksız gelmesinin yeni bir durum olmadığını vurgularken, öğrencilerin genellikle yapay zeka özetlerine yönelerek okuma amacını kaçırdıklarını söylüyor.
Eğitim Sisteminin Etkisi
Uzmanlar, okuma alışkanlığındaki düşüşün eğitim sisteminin erken dönemdeki uygulamalarıyla ilişkili olabileceğini belirtiyor. Standartize testlere odaklanılması, öğrencilerin karmaşık metinlerle etkileşim kurmak yerine bilgi taraması yapmaya yönelmesine neden oldu.
Çözüm Yolları ve Alternatif Yaklaşımlar
Abilene Christian Üniversitesi’nde teoloji profesörü Brad East, okuma uzunluğunu veya zorluğunu değiştirmeden, yapay zeka kullanımını dikkate alarak ödevleri ayarlayarak öğrencileri gerçek anlamda eleştirel düşünmeye teşvik ettiğini söylüyor. “Stresli birikimli sınavlar yapmaya veya not ortalamasını yükseltmeye önem vermiyorum. Onların öğrenmesini istiyorum.” diyor.
Northwestern Üniversitesi’nin Kellogg Okulu’nda Brooke Vuckovic, işletme öğrenclerinin yaklaşık %40-50’sinin kendilerini gönülsüz veya acemi okuyucu olarak tanımladığını belirtiyor. Ancak okumaya teşvik edildiklerinde, bu durumun hızla değişebileceğini ifade ediyor.
Okumanın Önemi ve Toplumsal Etkileri
Okuma alışkanlığının azalmasının sadece notları, ders performansını veya gelecekteki kariyeri değil, aynı zamanda toplumsal etkileri de olabileceği vurgulanıyor. Okuma, farklı insanların bakış açısını anlamayı sağlayarak empati ve toplumsal bağları güçlendirir. Okuma alışkanlığının kaybedilmesi, kutuplaşmaya, kaygıya, yalnızlığa ve arkadaşlık eksikliğine yol açabilir.
- 2025 yılında neredeyse yarısı tek kitap okumamış.
- Okuma alışkanlığında son 10 yılda %40 düşüş.
- Gen Z, diğer nesillere göre daha az kitap okuyor.
- Profesörler, ders materyallerini yüksek sesle okumak zorunda kalıyor.
- Yapay zeka özetlerine yönelme, okuma amacını kaçırıyor.

