Zihinsel Sağlık Krizi Dünya Ekonomisine Yönelik Büyük Risk Oluşturuyor
Dünya Ekonomisi Zihin Sağlığı Sorunlarıyla Sarsılıyor
Alzheimer, demans, depresyon ve felç kaynaklı bilişsel gerileme gibi zihinsel sağlık bozuklukları dünya ekonomisine yıllık 5 trilyon dolara mal oluyor. Bu rakamın 2030 yılına kadar 16 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) yapılan değerlendirmeler, bu krizin ekonomik politikaların belirlenmesinde yeterince dikkate alınmadığını ortaya koyuyor.
Yapay Zeka Çağında Beyin Sermayesi Ön Planda
Davos’taki görüşmelerde, beyin sağlığının sadece sağlık bütçeleriyle değil, aynı zamanda işgücü verimliliği ve şirketlerin rekabet gücü ile de yakından ilişkili olduğu vurgulandı. Yapay zeka (AI) teknolojilerinin rutin işleri otomatikleştirmesiyle birlikte, insan zekası ve yaratıcılığın değeri artıyor. 21. yüzyılın işleri, yüksek düzeyde düşünme, yaratıcılık ve uyum sağlama becerileri gerektirecek. Dr. Harris Eyre, nörolog ve Davos raporunun ortak yazarı olarak, şirketlerin ve ülkelerin beyin sağlığına yatırım yapmasının, AI geçişinde başarılı olacak bir işgücüne sahip olmalarını sağlayacağını belirtiyor.
“Şirketler ve ülkeler beyin sağlığına yatırım yaparak, yapay zeka geçişinde başarılı olacak işgülerine sahip olacaktır.”
Yaşlanan Nüfusun Ekonomik Etkileri
Küresel olarak çalışabilecek yaşta yetişkinlerin oranı, emeklilerin oranından 8:1’den yaklaşık 4:1’e düşmesi bekleniyor. Bu durum, sağlıklı beyinlere olan ihtiyacı daha da artırıyor. Zihinsel sağlık sorunları nedeniyle ortaya çıkan sağlıksız beyinler sadece bireylerin geleceğini çalmakla kalmıyor, aynı zamanda mevcut çalışanların kapasitesini azaltarak birçok kişiyi bakıcı konumuna düşürüyor.
Kadınlar Hem Mağdur Hem de Çözümün Anahtarı
Alzheimer hastalığıyla yaşayan kişilerin yaklaşık iki-üçte biri kadınlardan oluşuyor ve dünya genelinde demans bakımının %60’ından fazlasını kadınlar üstleniyor. Bu durum, kadınların ücretlerini kaybetmelerine, kariyerlerinde ilerlemelerini engellemesine ve sağlıklarını olumsuz etkilemesine neden oluyor. McKinsey’e göre, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gelecek 20 yıl içinde nesiller arası yaklaşık 84 trilyon dolarlık bir servet transferi gerçekleşecek ve kadınlar bu servetin büyük bir kısmını kontrol edecek.
- Alzheimer hastası kişilerin %66’sı kadın
- Demans bakımı sağlayanların %60’ından fazlası kadın
- ABD’de nesiller arası 84 trilyon dolarlık servet transferi bekleniyor
Küresel Güney’in Fırsatı: Altyapıyı Oluşturarak Atlayış Yapmak
2050 yılına kadar Hindistan’ın 60 yaş üstü nüfusu 300 milyon veya daha fazla artacak ve Afrika, demans vakaları açısından tek başına 200 milyondan fazla vaka anlamına gelecek. Dünya genelindeki tüm demans vakalarının %70’i düşük ve orta gelirli ülkelerde (LMIC) meydana gelecek. Ancak LMIC’ler aynı zamanda dünyanın en hızlı büyüyen işgücü popülasyonlarına da sahip. Bu bölgelerdeki zihinsel sağlık krizinin çözülmemesi, küresel tedarik zincirlerini, yatırım portföylerini ve kalkınma stratejilerini olumsuz etkileyecektir.
“Zihinsel sağlık sorunlarının LMIC’lerde çözülmemesi, küresel tedarik zincirlerini, yatırım portföylerini ve kalkınma stratejilerini olumsuz etkileyecektir.”
Genetik çalışmalarının %90’ı dünya nüfusunun sadece %10’unda yapılıyor. Bu durum, geliştirilen tedavilerin tüm topluluklar için etkili olmayabileceği anlamına geliyor. Küresel Güney’deki ülkelerin, 20. yüzyılda gelişmiş ülkeler tarafından oluşturulan parçalı ve reaktif sağlık sistemlerini aşma fırsatı bulunuyor. Daha düşük maliyetli, terapötik olmayan önleme çözümleri, hem Küresel Güney’in hem de Kuzey’in Alzheimer yükleşimini ele almasına yardımcı olabilir.

